KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9284 E., 2010/14371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile onüç adet taşınmazdaki paylar hakkındaki dava atiye bırakıldığından haklarında bir karar verilmesine yer olmadığına, yedi adet taşınmazdaki paylar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu payların ilişkin bulunduğu yirmi adet taşınmaza birlikte malik olup taşınmazların iki kez imar geçirdiğini, bu aşamadan sonra davalının kötü niyetle pay satın aldığını 8.7.2009 tarihinde öğrendiğini, yapılan pay satışlarının noter aracılığı ile bildirilmediğini, müvekkilinin önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davacılar ... ve... da Mersin 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010 / 68-136 sayılı dosyasında açtıkları dava ile aynı paylara yönelik olarak önalım haklarını kullanmışlardır. Mahkemece davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, davacının iyi niyetli olmadığını, tapuda satış bedelinin düşük gösterilmesinden yararlanmak istediğini, satın alınan bir kısım paylara ilişkin iki yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini, cebri icra yolu ile satın alınan taşınmazlara yönelik önalım hakkının kullanılamayacağını, taşınmazların imar uygulaması sonucu oluştuğunu, davalının diğer dava dışı taşınmazlarda paydaş iken dava konusu taşınmazlarda paydaş olmamasının aynı bütünden gelen paydaşlık durumunu ortadan kaldırmayacağını, bu durumda davacının önalım hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu hallerde 11.10.1982 gün ve 3 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir.
Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakan terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir.
Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince ; davacılar ... ve...’ın 3458 ada 2, 3456 ada 2 ve 3451 ada 4 parsel No’lu taşınmazlarda dayandığı paylar kendi adlarına kayıtlı bağımsız paylar olmayıp miras bırakanları ... adına kayıtlıdır. Tapu paydaşı ...’in 13.10.1980 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacılar dışında eşi ... ve çocukları ... ve ... de kalmıştır.
Adı geçen davacıların dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu olduğundan yukarda açıklanan esaslara göre dayanılan payın diğer ortaklarının davaya muvafakatinin sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde davacılara miras ortaklığına temsilci atanması için süre verilmesi, davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülüp sonuçlandırılması gerekirken bu husus göz ardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9284, K. 2010/14371, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama