KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9415 E., 2010/12829 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı ve davalılardan Sebahat Tuncay-... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ortaklığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım ortaklara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm ortaklar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi ortağa, geri kalan bedel ise payları oranında ortaklara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın ortaklarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Somut olayda; Mahkemece, hükme esas alınan 08.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde iki adet bina bulunduğu, binalardan birinin davalılardan ...'a, diğerinin ise ...'a ait olduğu belirtilerek oran kurulmak suretiyle satıştan elde edilecek bedel oran kurularak paydaşlara bölüştürülmüştür. Mahkemece davanın anılan bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne karar verildikten sonra satıştan elde edilecek bedelin tapudaki hisseler oranında dağıtılmasına karar verilmek suretiyle hüküm fıkraları arasında çelişki yaratacak şekilde HUMK.nun 388.maddesine aykırı hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de tapu kaydında bulunan 28.04.1994 tarihinde İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verildiğine dair şerh üzerinde durulmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9415, K. 2010/12829, 24 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama