KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9620 E., 2010/13263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar Dairemizin 22.4.2010 gün ve 13554-4872 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine bu defa davacılardan ... tarafından yasal süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı sebeplere göre HUMK.nun 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE ve aynı yasanın 442.maddesi gereğince takdiren 172.-TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına, karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına 2.12.2010 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı
Karar düzeltme yoluyla düzeltilmesi istenilen Dairemizin 22.4.2010 gün ve 13554-4872 sayılı bozma ilamında yazılı 22.4.2010 tarihli karşı oyumda yazılı gerekçeler ile Dairemizin bozma kararının kaldırılarak, usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Öte yandan Dairemizin bozma ilamında aynen "Borçlar Kanunu'nun 256. Maddesinin uygulanabilmesi için bizatihi kiralananın ya kötü kullanılması, gereken özenin gösterilmemesi ya da amacı dışında kullanılması gerekir. Dava dilekçesindeki anlatımlardan davanın sözleşme ile yapılması üstlenen işlerin yapılmaması nedeniyle genel anlamda bir fesih davası olduğunun kabulü gerekir.
Zira iddia olunan olgular kiralananın kullanılmasıyla ilgili olmayıp doğrudan doğruya sözleşmenin bir maddesinin yerine getirilmemesine ilişkindir. Fesih ve akde aykırılığın birbirine karıştırılmaması gerekir. Açıklanan bu nedenle sözleşme ve kiracıya yüklenen edimlerin yerine getirilmemesi Borçlar Kanunu'nun 256. maddesinde tanımlanan akde aykırılık olarak kabul edilemez.Ancak akdin feshine neden olabilir.
Ne var ki davacı dava dilekçesinde akdin feshini istememiştir."gerekçesiyle sözleşmenin feshi nedenlerinin gerçekleştiğini ancak davacının sözleşmenin feshi talebinin bulunmadığını benimseyerek tahliyeye ilişkin hükmün bozulmasına işaret edilmiştir.
Oysa Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.2.2005 gün ve 2005/6-69 esas 96 karar sayılı içtihadında açıklandığı üzere, sözleşmede kararlaştırılan koşullara riayet edilmesi amacıyla kiralayan tarafından gönderilen ihtara rağmen, istenen hususların yerine getirilmemesi kiralananın tahliyesini değil kira sözleşmesinin feshini gerektirir.Dava dilekçesinde, davalının akde aykırılık nedeniyle kiralanandan tahliyesi talep edilmiş isede; hukuki tavsif mahkemeye aittir. (HUMK.m.76) O halde uyuşmazlığın açıklanan bu niteliğine göre, mahkemece kira sözleşmesinin feshine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir.
Bu durumda, mahkeme kararının, sözleşmenin feshine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken davalının kiralanandan tahliyesine de karar verilmiş olması değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmeliydi. Çoğunluk görüşüne bu nedenle de katılmıyorum. 2.12.2010
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9620, K. 2010/13263, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama