KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9877 E., 2011/448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir:Mahkemece tahliye isteminin reddine,alacak isteminin kısmen kabul,kısmen reddine karar vermiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere,davacının iddia ettiği kira bedelini kanıtlayamadığına,asıl davanın dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığına ve faiz talebi bulunmadığına, göre davacı ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir
2-Davacı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarına ve birleştirilen dosyadaki faize ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı asıl davadaki dava dilekçesinde davalının 15.8.2003 başlangıç tarihli ve 2 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, taşınmazı 31.1.2005 tarihinde iktisap ettiğini ,daha sonra davalı ile yapılan kira sözleşmesindeki artış şartına göre 15.8.2008-15.8.2009 dönem kira bedelinin 10.800 TL olduğunu bu bedelin bu güne kadar ödemediğini belirterek temerrüt nedeniyle tahliye ve 10.800 TL kira alacağının tahsili isteminde bulunmuştur.Birleştirilen Varto Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/172 esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde ise davacı 15.8.2009-15.8.2010 dönem yıllık kira bedelinin 12.960 TL olduğunu ihtara rağmen ödemediğini
belirterek temerrüt nedeniyle tahliye ve 12.960 TL kira alacağının tahsilini istemiştir.Davalı ise taşınmazda 2003 yılından beri kiracı olduğunu,sözleşmeyi 2004 yılında davacının babası ile imzaladıklarını,daha sonra davacı ile 15.8.2006 tarihinde yeni bir kira sözleşmesi yaptıklarını,yıllık kira parasının 4.000 TL olarak belirlendiğini, artış şartının da %20 olarak kararlaştırıldığını sözleşmedeki artış şartına göre kira parasının % 20 artırılarak 15.8.2007-15.8.2008 dönem yıllık kira bedelinin 4.800 TL olarak davacıya ödendiğini, 15.8.2008 ve sonrası yıllar kira bedeli için davacıya ulaşılamadığını,
daha sonra davacının noterden ihtar keşide ederek, yıllık kira parasının 10.800 TL olduğunu ihtar etmiş ise de ekte sunulan sözleşme dışında hiçbir sözleşme imzalamadığını,15.8.2008-2009 dönem kira parasının bir önceki dönem kira parasına % 20 artırım uygulandığında, kira parasının 5.760 TL olduğunu bunu da ödeyeceğini, davacının sözleşmeye aykırı olarak kira parası talep ettiğinden,
sözleşmede kararlaştırılan 5.000 TL cezai şartın tarafına ödenmesine karar verilmesini,birleştirilen davada ise taraflar arasında düzenlenen 15.8.2006 başlangıç tarihli sözleşmeye göre 15.8.2009-15.8.2010 döneminde yıllık kiranın 6.220 TL olduğunu bu bedelin 4976 TL' nin davacının hesabına, 1.244 TL de stopaj ve 16.90 TL damga vergisini maliye'ye yatırdığını, bu döneme ilişkin borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini sözleşmenin 12 maddesinde yazılı 5.000 TL cezai şartın davacıdan tahsilini istemiştir.
Hükme esas alınan15.8.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde kiralayan ... kiracı ise ...'tır.
Sözleşmede yıllık kira parası 4.000 TL ve sözleşmenin özel şartları 7 maddesinde ise yıllık %20 artış yapılacağı kararlaştırılmıştır.Davacı her ne kadar 25.8.2007 tarihli tahliye taahhüdünde kira bedelinin 9.000 TL olduğu ve sözleşmedeki artış şartına göre 15.8.2008-2009 dönem kira parasının 10.800 TL -15.8.2009-15.8.2010 kira parasının da 12.960 TL olduğunu iddia etmiş ise de,
davacının dayandığı 25.8.2007 düzenleme tarihli tahliye taahhüdünde yapılan ilaveler ve tahrifatlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde ödenen kira tutarı 9.000 TL dir. ibaresinin ilave edildiği ve imza ve paraflarında davacı eli ürünü olduğu tesbit edildiğinden bu belgeye itibar edilmesi mümkün değildir.Öte yandan davacı iddia ettiği yıllık kira bedellerini de yazılı belge ile kanıtlayamamıştır.Bu durumda davalının beyanına itibar etmek gerektiği gibi taraflar arasında düzenlenen 15.8.2006 başlangıç tarihli sözleşmede yıllık kira parasının 4.000 TL olduğunu ve yıllık olarak %20 artırılacağı kararlaştırıldığından uyuşmazlığın bu
sözleşme hükümlerine göre çözülmesi gerekir.
O halde 15.8.2006 tarihli sözleşmeye göre 15.8.2006-2007 dönemi yıllık kira parası 4.000 TL, 15.8.2007-2008 dönemi yıllık kira parası bir önceki dönem kira parası olan 4.000 TL üzerinden %20 artışla 4.800 TL,15.8.2008-2009 dönemi yıllık kira bedeli ise bir önceki yıllık kira bedeli olan 4.800 TL üzerinden % 20 artışla 5.760 TL,15.8.2009-2010 dönemi yıllık kira parası ise bir önceki dönem kira parası olan 5.760 TL üzerinden % 20 artışla 6.912 TL olduğu ve önceki yıl ödemelerine göre yıllık kira paralarının net olduğu anlaşılmaktadır.Hesaplanan bu yıllık kira bedelleri davalının da kabulündedir.Bu nedenle davacı asıl davaya konu 28.10.2008
tarihli ihtarla 15.8.2008-2009 dönem kira parası 10.800 TL istemiştir.Davalı 18.12.2008 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde istenilen yıllık kira parasını kabul etmediğini bildirmiştir.İhtara konu yıllık kira bedeli yasal süreden sonra 18.12.2009 tarihinde 5.760 TL olarak ödendiği anlaşılmaktadır.Bu durumda asıl dava yönünden temerrüt olgusu gerçekleşmiştir.Birleştirilen davada ise davacı 20.8.2009 tarihli ihtarla 15.8.2009-15.8.2010 dönemi yıllık kira parasını 12.960 TL olarak istemiştir.İhtar davalıya 24.8.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.Bu yıla ait kira parası yukarda yapılan hesaplamaya göre 6.912 TL olduğu halde davalı tarafından
3.9.2009 tarihinde 4.976 TL olarak davacının Ziraat Bankası hesabına ödenmiştir.Bu durumda yasal sürede temerrüde konu ay kira parasının tamamı ödenmediğinden birleştirilen dava dosyası yönünden de temerrüt olgusu gerçekleşmiştir.Her iki ihtara konu aylar kira parası kabul edilen miktar üzerinden ödenmediği mahkemenin de kabulündedir.Bu nedenle temerrüt olgusu gerçekleştiğinden asıl dava ve birleştirilen dava yönünden temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.Öte yandan birleştirilen dava dosyasında alacağa hükmederken dava tarihinden itibaren faize
hükmetmek gerekirken faizin başlangıç tarihinin de hükümde belirtilmemesi de doğru değildir.
2-Davalı vekilinin asıl davadaki alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Davalı 15.8.2008-2009 dönem yıllık kira parasını kabul ettiği ve sözleşmeye göre belirlenen 5.760 TL' yi 18.12.2009 tarihli makbuzla davacının Ziraat Bankası hesabına ödediğine göre asıl davada alacak davasının reddine karar verilmesi gerekirken ödenmediğinden bahisle yazılı şekilde alacağa hükmedilmesi de doğru değildir Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9877, K. 2011/448, 24 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama