KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9935 E., 2010/14454 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça (muhtesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 5107 Ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının davalıya aidiyeti konusunda taraflar arasında ittifak bulunmaktadır. Yargılama sırasında alınan ek bilirkişi raporunda muhtesatın davalıya ait olduğu belirlenerek satış sonucu elde edilecek toplam değerinin % 85,41 'inin davalıya, % 14,58'inin davacıya dağıtılması gerektiği tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken binaya isabet eden kısmın davalıya arsaya isabet eden kısmın tapudaki payları oranında taraflara dağıtılmasına ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9935, K. 2010/14454, 29 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama