KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/10195 E., 2011/15382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davaya konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının paydaş olduğu dava konusu taşınmazda, diğer paydaş ...’in 1/2 payını 300 TL bedelle davalıya 18.10.2010 tarihinde sattığını, satışla ilgili olarak kendisine bilgi verilmediğini belirterek, önalım hakkının tanınmasını ve önalıma konu payın iptali ile kendisi adına tescilini istemiştir. Davalı ise, taşınmazın bir çit ile ikiye bölündüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının, tapuda yapılan satış nedeniyle, önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince: davalının önalıma konu payı 18.10.2010 tarihinde 300 TL bedelle satın aldığı anlaşılmaktadır. Davalı savunmasında önalıma konu payın bulunduğu taşınmazda eylemli paylaşım yapıldığını belirtmiştir. Davalı tarafından önalıma konu payın bulunduğu taşınmazın paydaşlar arasında taksim edildiği savunulduğuna göre, mahkemece mahallinde keşif yapılmadan ve davalının fiili taksim savunması üzerinde durulmadan, bu konuda taraf delilleri toplanmadan gösterecekleri tanıklar taşınmaz başında dinlenmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/10195, K. 2011/15382, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama