KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/10709 E., 2011/14525 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu arsa niteliğindeki 1127 ada 1 No’lu parselin ½ payı davacı ... adına, kalan ½ payı da ... adına kayıtlı iken adı geçen ...’nin 14.07.2010 tarihinde payını 29.000 TL bedelle davalıya satması üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise parselin daha önce paydaşlar arasında taksim edilip her bir paydaşın yerinin belirlendiğini, fiili taksim nedeniyle davacının önalım hakkını kullanamayacağını savunmuştur. Mahkemece, fiili taksimin tapu kaydındaki gibi ½ hisseye tekabül etmediği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taşınmazın, eskiye dayalı olarak her iki paydaşı tarafından fiilen ikiye bölünmek suretiyle fiilen taksim edildiği anlaşmazlık konusu değildir. Parsel üzerine sonradan inşa edilen ve dört bağımsız bölümden oluşan binanın batı taraftaki iki adet bağımsız bölüm ve önündeki bahçe davacı tarafından doğu taraftaki bağımsız bölümler ve bahçe de davalıya pay satan ... tarafından kullanılmaktadır.
Bilirkişi raporunda, kayden ½ paya sahip olan davacının payına göre 58m2 fazla yer kullandığı bildirilmiştir. Tanık anlatımlarına göre bu fazlalığın bedeli davacı tarafından önceki paydaşa ödenmiş ancak tapudan devir işlemi yapılmamıştır. Önalım hakkının kullanılmasını önleyen fiili taksimde asıl olan tarafların iradelerine uygun şekilde taşınmazın fiilen bölüşülmesidir.
Olayımızda, satım tarihinden çok önce paydaşların taksime ilişkin olarak belirledikleri paylaşım ve kullanma şekli dava tarihine değin korunmuştur. Davacı fiili taksime ilişkin iradenin bozulduğunu ve eylemli duruma son verildiğini kanıtlayabilmiş değildir. O halde mahkemece fiili taksim savunmasına değer verilerek istemin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/10709, K. 2011/14525, 14 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama