KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11417 E., 2011/15822 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava konusu ... İlçesi-... Köyün'de bulunan 111 ada 365 parsel sayılı taşınmazın taraflar arasında hisseli olduğunu belirterek paydaşlığın giderilmesini istemiştir. Davalılardan ... davaya bir diyeceğinin olmadığını belirtmiştir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine, satış bedelinin taraflara tapu kayıtındaki hisseleri oranında dağıtılmasına karar verilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; taşınmazın tapu kaydındaki şerhe göre üzerindeki ev davalı-mirasçı ...'na aittir, ayrıca bu davalı temyiz dilekçesinde taşınmazın üzerinde bulunan meyve ağaçlarının ve ahırın da kendisine ait olduğunu iddia etmiş, ahırın bilirkişi raporunda değerlendirmeye alınmadığını savunmuştur.
Bu durumda taşınmazın üzerinde bulunan tüm muhdesatın değerinin tespiti ile beyanlar hanesindeki şerhe göre ...'a ait olduğu anlaşılan ev dışındaki muhdesatın aidiyeti konusunda diğer tarafların da beyanları alınarak bunlarda mülkiyet ile ilgili uyuşmazlık var ise ve değer itibariyle Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine giriyorsa mahkemece hadise şeklinde öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesi, mahkemenin görevine girmiyorsa bunlarla ilgili hak iddia eden davalı ...'na ilgili mahkemede mülkiyetin tespitine ilişkin dava açmak üzere kesin süre verilmesi,
dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi,bu şekilde muhdesatın kime ait olduğu tespit edildikten sonra, beyanlar hanesindeki şerhe göre evin mülkiyetinin davalı ...'na ait olduğu da gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeye göre oran kurulmak suretiyle muhdesat bedelinin muhdesat sahibi davalıya, geri kalan bedelin ise payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması gerekir.
Mahkemece beyanlar hanesindeki şerhe göre, davalı ...'na ait olduğu tartışmasız olan evin değerinin bu davalıya verilmemesi doğru olmadığı gibi, taşınmaz üzerinde bulunan diğer muhdesatların tam olarak tespiti ile bunların aidiyeti konusunda taraflardan beyanları alınıp sonucuna göre işlem yapılmamış olması da doğru değildir.
Öte yandan tapu kaydında ... oğlu ... olarak kayıtlı kişinin mirasçılık belgesindeki adının ... oğlu ... olduğu, tapu kaydında ... oğlu ... olarak kayıtlı kişinin mirasçılık belgesindeki adının ... oğlu ... olarak yazılı olduğu görülmekle miras bırakanların adlarının ve baba adlarının tapu kaydı ile tam olarak uyumlu olmadığı anlaşıldığından bu husus üzerinde durularak tapu kaydının mirasçılık belgeleriyle uyumlu hale getirilmemesi,
miras bırakan ... oğlu ...'nin mirasçılarından eşi ...'nin ibraz edilen nüfus kaydına göre adının ''...'' olarak yazılı olduğu görülmekle kaydın bu kişiye ait olduğu tam olarak anlaşılamadığı gibi, ...'nin mirasçılık belgesinin ibraz edilmemiş olması, hüküm kurulurken satış bedelinin tapu kaydı ve mirasçılık belgelerindeki payları oranında paylaştırılacağının belirtilmemesi ve davacıların tamamının tek vekille temsil edildikleri gözetilerek tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken dört davacı için dört ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11417, K. 2011/15822, 28 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama