KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11529 E., 2011/13201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine 29.11.2011 günü temyiz eden davalı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 3648 No’lu parselde paydaş olan ...’in mirasçısı olup aynı taşınmazda diğer paydaş Ali Paşa Ismık’ın taşınmazdaki payını 26.03.2009 tarihinde 10.500 TL bedelle davalıya sattığını 20.04.2010 tarihinde öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının tapuda malik gözükmediğinden dava açma yetkisinin bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını, davacının satıştan çok önceden haberdar olduğunu, dava konusu payın gerçekte 800.000 TL bedelle alındığını, taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanılması nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu hallerde 11.10.1982 gün ve 3 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakan terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı
dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince ; davacının davada dayandığı pay kendi adına kayıtlı bağımsız bir pay olmayıp miras bırakanı ... adına kayıtlıdır. Sunulan mirasçılık belgesine göre de adı geçen paydaş 01.10.2001 tarihinde vefat ederek geride mirasçı olarak davacı oğlu ile birlikte eşi ... ve diğer çocukları ... ve ... ’i bırakmıştır.
Bu durumda mahkemece davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu olduğundan yukarda açıklanan esaslara göre dayanılan payın diğer ortaklarının davaya muvafakatinin sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde davacıya miras ortaklığına temsilci atanması için süre verilmesi, davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülüp sonuçlandırılması gerekirken bu husus yerine getirilmeden işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11529, K. 2011/13201, 29 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama