KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11922 E., 2012/328 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 9 adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-135 ada 29 parsel, 108 ada 5 parsel, 110 ada 1 parsel, 111 ada 1 parsel, 133 ada 4 parsel, 133 ada 5 parsel, 145 ada 6 parsel sayılı taşınmazların satış bedelinin tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki payları oranında paydaşlara paylaştırılacağının anlaşılmasına göre bu taşınmazlara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-113 ada 5 parsel ve 144 ada 2 parsel Sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMUK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer Alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Olayımıza gelince; Ortaklığın giderilmesine karar verilen 144 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre 6/12 pay sahibi ... Oğlu ... davada taraf olarak yer almamıştır. Bu kişinin sağ ise kendisinin, ölü ise ibraz edilecek mirasçılık belgesine göre tespit edilecek mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanması ve daha sonradan işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan sonuca gidilmesi isabetsizdir.
Öte yandan satışına karar verilen 113 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binalardan tek katlı binanın davalı ...ye ait olduğu Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/192 E,2010/55 K sayılı kesinleşmiş kararı ile sabit olduğuna göre yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde bütünleyici parçanın değerinin ( 21376 TL) taşınmazın toplam değerine (54592,96) oranlanması suretiyle satış parasının % 39,15 inin davalı ...ye, geriye kalan kısmının tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki payları oranında paydaşlara paylaştırılmasına karar vermek gerekirken,
hükme esas alınamayacak nitelikteki bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kısa kararda 2.5.2011 havale tarihli ,gerekçeli kararda 8.6.2011 havale tarihli bilirkişi raporlarına atıf yapılmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olması da doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11922, K. 2012/328, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama