KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/12938 E., 2012/1003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkin olup, mahkeme satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar vermiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince.
Mahallinde yapılan keşif sonucunda alınan fen bilirkişisi raporunda, satışına karar verilen 315 parsel sayılı taşınmaz üzerinde krokisinde A harfi ile gösterilen tek katlı evin ...’e, B harfi ile gösterilen tek katlı evin ...’e, C harfi ile gösterilen 2 katlı evin ...’e, D harfi ile gösterilen tek katlı evin ...’e, E harfi ile gösterilen ahır ve kuruluğun ...’e, F harfi ile gösterilen ahır ve kuruluğun ...’e, G harfi ile gösterilen tek katlı evin ...’e, H harfi ile gösterilen ahırın ...’e ait olduğu,
belirtilmiş, bilirkişi raporlarına karşı davacılar vekili bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiş, diğer paydaşlar olan davalıların vekili ise değer yüksekliğine ilişkin itiraz etmiştir. Bu hali ile bilirkişi raporlarında belirlenen muhdesatların aidiyetinin, taraflar arasında çekişmesiz olduğu anlaşılmaktadır.
Keşif sırasında refakate alınan inşaat mühendisi bilirkişi tarafından da muhdesatların değerleri tek tek belirlenmesine rağmen taşınmazın toplam değerine oranları ayrı ayrı tespit edilmemiş, toplam muhdesat değerinin taşınmazın toplam değerine oranının belirtilmesi ile yetinilmiştir.
Mahkemece taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlar konusunda “değer oranlaması dikkate alınarak satış bedelinin hak sahiplerine ödenerek ortaklığın satış sureti ile giderilmesine” biçiminde hüküm kurulmuştur.
Bu şekilde kurulan hüküm infazda karışıklığa neden olacağından yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalıların muhdesat değerine yönelik itirazı da değerlendirilerek gerekirse ek rapor alındıktan sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda arz ile muhtesatların değerleri arasında oran kurulup satış sonunda elde edilecek bedelinde bu oranlar göz önünde tutularak paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. Kabule göre de davalılar yararına takdir edilen vekalet ücretinin davacılara verilmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/12938, K. 2012/1003, 30 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama