KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/13550 E., 2012/2469 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının ve kişisel ev eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkiline ait çeyiz eşyalarının davalıda kaldığını, ziynet eşyalarının ise evlendikleri günden beri davalının annesinin evinde kasada bulunduğunu, belirterek ev eşyaları ve ziynet eşyalarının mümkün ise aynen, değilse bedellerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, davalı vekili ise boşanma davasında tarafların her türlü konuda anlaştığını, imzalanan protokol uyarınca birbirlerinden eşya alacağı taleplerinin olmadığını, protokolün karar eki sayıldığını, ziynet eşyalarının davacının yanında olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Olayımıza gelince; taraflar arasındaki Adana 2. Aile Mahkemesinin 2009/1205 Esas 2009/1078 Karar sayılı dosyasında görülen davada, Mahkemece verilen 24/11/2009 tarihli kararla tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, hükümde 24/11/2009 tarihli protokolün kararın eki sayılmasına karar verildiği, söz konusu protokolün 1. maddesinde tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden nafaka, tazminat, eşya ve katılma alacağı taleplerinin bulunmadığı,
2. maddesinde tarafların müşterek ev eşyalarının aralarında rızai olarak taksim edilmiş olup tarafların ev eşyaları ile ilgili olarak birbirlerinden herhangi bir hak ve talepte bulunmayacaklarının belirtildiği görülmüştür. Mahkemece, düzenlenen bu protokolün tarafları bağladığı gözetilerek ev eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan mahkemece ziynet eşyalarına ilişkin talebin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacı tanıkları tarafından ziynet eşyalarının davacının kayınvalidesinin kasasında kaldığını beyan etmelerine karşı davalı tanığı, davacı tarafından götürüldüğünü bildirmiştir. Mahkemece davacı tanıklarının ziynet eşyalarının davacının kayınvalidesine ait kasada bulunduğu yönündeki bilgilerinin görgüye bağlı olup olmadığı veya hangi nedenlere bağlı olduğu açıklattırılarak, oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerekirken sadece CD incelemesine dayanılarak ziynet eşyaları hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13550, K. 2012/2469, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama