KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/13867 E., 2012/2026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali-tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, tahliye taahhüdü nedeni ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, 26.11.2010 tahliye tarihli yazılı tahliye taahhütnamesine dayanılarak icra takibi yapıldığını, tahliye emrinin 02.12.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, takibe kötü niyetli itiraz edildiğini, haksiz itirazın iptali ile takibin devamını istemiştir.
Davalı vekili, icra dosyasında ödeme emri ile gönderilen taahhütname örneği bulunmadığını, 01.08.2010 başlangıç tarihli sözleşme gereği kira süresinin 6 ay değil 3 yıl süreli olduğunu, taahhütnamenin davalı tarafından imzalandığını, ancak kontrat yapılırken boş olarak verildiği için geçerli olmadığını, süre dolmadan boş evraka tarih atılarak tahliye için icra takibi yapıldığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 26.11.2010 tahliye tarihli taahhütname gereği icra takibi yaptığı taahhütteki imzanın davalıya ait olduğu, taraflar arasında düzenlenen 31.07.2010 tarihli protokolün 3 yıl süreli olduğu, 3 yıl süreli kira sözleşmesi varken taahhütteki imzanın davalıya ait olmasına rağmen davalının iradesine uygun olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 31.07.2010 tarihli protokol ve 26.11.2010 tahliye tarihli taahhütname ve içeriği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. 31.07.2010 tarihli protokol gereği taraflar arasında kira ilişkisi kurulduktan sonra kiralananı teslim alan ve içinde faaliyete başlayan davalı serbest iradesi ile halen kiracısı olduğum ibaresi yazılarak 26.11.2010 tarihinde kiralananı tahliye etmeyi taahhüt etmiştir.
Kira sözleşmesinin herhangibir zamanda sona erdirilmesi amacı ile taahhütname verilmesine yasal bir engel yoktur. İcra takibinde dayanılan ve hükme esas alınan 26.11.2010 tahliye tarihli taahhütnamede “kiracısı bulunduğum” ibaresi yazılmış olsmasından tahliye taahhütnamesinin kira ilişkisi devam ederken verildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle kiracı tahliye taahhütnamesinin boş olarak kira sözleşmesi ile birlikte verildiğini savunmuş ise de anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası aynı kuvvette yasal bir belge ile kanıtlanamadığından davalının bu savunması itibar edilemez. Boş kağıda imza atan kimsenin bunun sonucuna katlanması gerekir.
Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yönde olduğu gibi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.1990 gün ve 1990/6 esas 1990/628 karar sayılı kararı ile 01.07.1992 gün ve 357 esas 422 karar sayılı kararı ve 17.01.1999 gün ve 1999/6-28/10 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Davalı Borçlar Kanunu’nun 31. maddesinde öngörülen yasal hakkını kullanmayıp taahhütnamenin iptali yönünden bir talepte bulunmadığına göre düzenleme tarihi olmadan imzalanan tahliye taahhütnamesinin geçerli olduğunun kabulü gerekir.Başlatılan takipte ve açılan davada bir usulsüzlük bulunmadığına göre geçerli tahliye taahhütnamesi nedeniyle davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde taahhütname kapsamı davalı iradesine uygun olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13867, K. 2012/2026, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama