KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/13905 E., 2012/1077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
730 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... ve davacı vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilesinin 336 No’lu parselin paydaşı olup taşınmazın diğer paydaşı ... mirasçılarının paylarını davalıya sattıklarından kendisine 8.7.2008 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile haberdar olduğunu, tapu sicil müdürlüğünden de payın 450.000 TL bedelle satıldığını öğrenmiş ise de, bu bedelin davacının önalım hakkını kullanmasını engellemek için muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, kaldı ki davalının daha önceki yıllarda da aynı taşınmazda pay satın aldığını ve adına kayıtlı bu payın açılan önalım davası sonucu iptaline karar verildiğini,
bu nedenle bu kez de önalım davası açılması olasılığına karşı satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 200.000 TL olduğunu, ancak mahkemenin muvazaa iddiasını kabul etmemesi halinde tapudaki bedel üzerinden de önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkilesi adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu payın satışı konusunda satıcı paydaşlar ile davalı arasında 15.6.2008 tarihli satış sözleşmesi yapıldığını, peşi sıra satış bedeli olan 450.000 TL’nin satıcıların banka hesabına ödendiğini, yapılan pay satışının da davacıya ihtarname ile bildirildiğini, davalının dava konusu yeri almasının gerçek bir satışa dayandığını, herhangi bir muvazaanın olmadığını, dava konusu yerin hemen yakınında davalının iş yerinin bulunduğunu, bu nedenle taşınmazı satın alma gereğini duyduğunu, taşınmazın konum olarak değerli bir yerde olması nedeniyle tapuda gösterilen bedelin emsallerine göre uygun ve gerçek olduğunu,
davacının bedelde muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, tapuda gösterilen miktar üzerinden önalım bedelinin Medeni Kanun’un 734. maddesi gereğince depo edilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen toplam 1 /2 pay 336 parsel No’lu taşınmazın paydaşlarından ..., ..., ... ve ... tarafından davalıya 25.6.2008 tarihinde toplam 450.000 TL bedelle satılmıştır.Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir.
Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda bir beyanda bulunmamışlar, payların 200.000 TL bedelle satıldığı konusunda bir söylenti duyduklarını ifade etmişlerdir.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda satış senedinde 450.000 TL olarak gösterilen dava konusu edilen 336 No’lu parseldeki payın değeri dava tarihi itibariyle 289.980 olarak bildirilmiş ise de, muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder.
Davalının daha önce aynı taşınmazda satın aldığı payın açılan önalım davası sonucu iptaline karar verilmesi de, davaya konu edilen payın değerinin tapuda muvazaalı olarak yüksek gösterildiğinin kabulü için yeterli değildir. Diğer yandan Medeni Kanun’un 734 /2.maddesi hükmü gereğince önalım bedelinin belirlenen yere nakden yatırılması gerekirken teminat mektubunun önalım bedeli olarak kabul edilmesi de yerinde değildir.
Bu durumda mahkemece davacıya tapuda gösterilen satış bedeli ve masrafları üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorulması, kullanılacağının beyan edilmesi halinde tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden dava harcı ikmal ettirilerek önalım bedelinin nakten depo edilmesi için süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13905, K. 2012/1077, 31 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama