KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/13969 E., 2012/1987 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmaması halinde fiili teslim tarihindeki bedellerinin tahsilini bu konudaki fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eşya bedeli olarak 5.000 TL ziynet eşyalarının bedeli olarak 1.000 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın ziynet eşyaları yönünden talep edilen 1.000 TL nin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davacıya ödenmesine, eşya alacağı yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurularak harcanmak ve alıkonulmak suretiyle, çeyiz eşyalarının ise gece yarısı dövülerek evden atıldığı için alamadığını ileri sürmüş, davalı koca ise evlilik birliği devam ederken davacının bekarlıktan kalma kredi kartı borcunu ödemek için 18 adet çeyrek altını bozdurduklarını, 12.01/2009 tarihinde 6 adet bileziği bozdurarak kıdem tazminatı ile birlikte toplam 9.000 TL'yi davacının banka hesabına yatırdıklarını, 2 adet küpe, 1 adet zincir, 1 adet künye, ve önceden hazırladığı 2 adet bavulla evi terk ettiğini savunmuştur.
Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Diğer yandan evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır. Ancak ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğini, kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulup ihtiyaçlar için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur.
1-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriği ve banka kayıtlarından, dava konusu 6 adet bileziğin bozdurularak bedelinin, davacının aldığı kıdem tazminatı ile birlikte davacı adına bankada hesap açtırıldığı, çeyrek altınların da bozdurularak davacının evlilik öncesi borçlarının ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece 6 adet bilezik yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekili duruşmadaki beyanında davacının işten ayrılınca kıdem tazminatı olarak 5.500 TL aldığını, bu kıdem tazminatı ve biriken paranın davacıda kaldığını bu konuda talepleri olmadığını beyan etmiş, ancak davacının eşyaları teslim aldığına ilişkin bir beyanı bulunmamıştır. Davalı tarafından eşyaların teslim edildiği ileri sürülmekte ise de, mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır. Mahkemenin davacı tarafın kıdem tazminatı hesabıyla ilgili beyanına itibar edilerek eşya alacağına ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13969, K. 2012/1987, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama