KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/14349 E., 2012/2910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, erken tahliye nedeni ile yoksun kalınan aylar kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının 2010 yılı Nisan ayında hiçbir bildirim yapmadan taşınmazı tahliye ettiğini, 6570 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince kira sözleşmesinin bir dönem daha 01.04.2011 tarihine kadar uzamış olduğunu belirterek şimdilik 25.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise 26 Şubat 2010 tarihinde kiralananın tahliye edileceğini davacıya yazılı olarak bildirdiğini, davacının tahliyeye muvafakat ettiğini savunmuştur.
Davacı vekili tarafından bildirim yapıldığının kabul edilmemesi üzerine davalı tarafça yemin teklifinde bulunulmuş, mahkemece çıkarılan yemin davetiyesinin davalıya tebliğine rağmen duruşmaya katılmadığı ve bu şekilde teklif edilen yemini eda etmekten kaçınmış sayıldığı, süresi içinde fesih bildiriminde bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK’nun 337. maddesindeki düzenlemeye göre “yemin için çağırılacak kimseye, geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan günde gelmediği takdirde yeminden kaçınmış ve yemin edeceği vakıaların sabit olmuş sayılacağına karar verileceği çıkarılacak davetiyede yazılmak suretiyle bildirilir.” Olayımızda davacı adına çıkarılan yemin davetine ilişkin tebligat parçası üzerinde yasadaki düzenlemeye göre eksik olarak, geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği takdirde yemin edeceği vakıaların sabit olmuş sayılacağına karar verileceği hususu yazılmamıştır.
Bu durumda yürürlükte bulunan HMK nun 228. maddesi de gözetilerek davacı adına tekrar yemin davetiyesi çıkarılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan yemin davetiyesine dayanılarak karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/14349, K. 2012/2910, 27 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama