KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/14392 E., 2012/2517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili ile davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; davaya konu ve satışına karar verilen taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde, taşınmaz üzerindeki evin ...'ye ait olduğuna ilişkin şerh bulunmaktadır. Mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarına göre de taşınmaz üzerinde eski ve yeni yapılan evlerin bulunduğu belirlenmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda gerekli araştırma ve tespitler yapılarak neticesine göre satış bedelinin dağıtımına karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde yukarıdaki esaslar uygun olmayan iki ayrı dağıtımla ilgili hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Ayrıca paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden paydaş davalı hazine vekil ile temsil edildiğinden hazine yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi, Harçlar Yasası'nın 13/j maddesi gereğince hazine harçtan muaf olduğu halde, harçla yükümlü tutulması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/14392, K. 2012/2517, 21 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama