KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2011/15235 E., 2012/5018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, yedi adet taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş hükmü davalılardan ... temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMUK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davalılardan ... ve ...'ya dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, tebliğ evrakında haber verilen komşu imzası bulunmamaktadır. Bu nedenle, Tüzüğün 28. maddesi uyarınca yapılan tebligat usulsüzdür. Mahkemece, davalılar ... ve ...'ya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ olunması, taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru değildir.
Davaya konu tüm parsellerin 1/3 payı üzerinde elbirliği ile ... da paydaştır. Yine dava konusu ... parselde ¼ pay ... adına kayıtlıdır. Dava açılırken düzenlenen vekaletnamede ve dosyada mevcut nüfus cüzdanı örneğinde davacının adı ... olarak yazılıdır. Bu durumda mahkemece tapu paydaşı ... kızı ... ve ... ile davacı ... 'nın aynı kişi olup olmadığı üzerinde durularak bu çelişkinin giderilmesi, gerekirse ilgilisine tapu kaydının nüfus kaydına uygun şekilde düzeltilmesi için dava açmak üzere süre verilmesi ve çelişki giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Dava konusu ... parselin ¼ payı tapuda ... oğlu ... adına kayıtlıdır. Adı geçen paydaşla ilgili olarak sunulan veraset belgesinde, ...'nin baba adının ..., soyadının ise ... olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece tapu paydaşı ... oğlu ... ... ile mirasçılık belgesinde adı geçen ... oğlu ... ... 'un aynı kişi olup olmadığı üzerinde durularak bu çelişkinin giderilmesi, gerekirse ilgilisine tapu kaydının mirasçılık belgesine uygun şekilde düzeltilmesi için dava açmak üzere süre verilmesi ve çelişki giderildikten sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Dava konusu edilen ve satışına karar verilen taşınmazlardan ... parselin 10/30 payı tapuda ... ... adına kayıtlı olup dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre mirasçısı olan ...'ın ölü olduğu anlaşılmaktadır. ...'a ait veraset ilamı dosyada mevcut değildir. Mahkemece, ...'ın tüm mirasçılarını gösterir şekilde mirasçılık belgesi alınıp, alınan mirasçılık belgesine göre taraf olmayan mirasçı varsa onların da davaya dahil edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi de yerinde değildir.
Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de satışın ne şekilde yapılacağı hakkında bir karar verilmemesi de yerinde değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/15235, K. 2012/5018, 29 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama