KÜNYE
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2011/15338 E., 2012/3456 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, davalıya satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 26971 ada 1 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından ... 200/6778 payını 14.10.2009 tarihinde 10.000 TL bedelle davalı ...'e satmıştır. Dava konusu parselde davacının 2205/6778, davalının 200/6778 ve dava dışı diğer paydaşların ise değişik oranlarda payları bulunmaktadır. Davalının taşınmazın paydaşları arasında fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması üzerine dinlenen davalı tanıkları taşınmazın üzerinde davacı ve davalı ile diğer paydaşlardan bir kısmının ayrı ayrı kullandıkları evleri bulunduğunu ve bu yerleri tasarruf ettiklerini beyan etmişlerdir. Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda ve krokide davacı ve satıcıya ait yerlerin sınırları ve üzerinde bulunan yapılar ayrı ayrı gösterilmiştir.
Taşınmazda bir kısım paydaşların kullandığı yerlerinin olmaması taşınmazın fiilen taksim edilmediği anlamına gelmez. Savunmayı doğrulayan tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre taşınmazın paydaşlar arasında bölünerek kullanıldığı anlaşılmaktadır. Önalım davalarında ileri sürülebilen eylemli taksimin yasal dayanağı Medeni Kanununun 2. maddesidir. Anılan yasa maddesi hükmü uyarınca herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu nedenle taksimin Medeni Kanun ve İmar
Mevzuatına uygun olması aranmaz. Yukarda açıklandığı üzere kendi yerini bölerek kullanan, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan pay satışından yararlanarak önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Davalılardan ... hakkında açılan davanın bu nedenle reddi gerekir. Öte yandan davalılardan ... payını davalıya satan kişi konumunda olup davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Belirtilen bu nedenlerle her iki davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/15338, K. 2012/3456, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama