KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/15353 E., 2012/721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince. Davacı vekili, davalının 7115 ada 11 parselden 9.1.2009 tarihinde satın aldığı payın önalım hakkı nedeniyle iptalini ve müvekkili adına tescilini istemiş, davalı, fiili taksim savunmasında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, davanın kabulüne ilişkin ilk kararı üzerine Dairemizce özetle; "...davalının fiili taksim savunması üzerinde yeterince durulmadığı, yerinde keşif yapılarak taşımazın fiilen taksim edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş,keşif yapılmış ve "...taşınmazda davalı ve paydaşlardan ... dışında diğer paydaşların kullandıkları alanlar bulunmadığı, taşınmazın ve üzerindeki binanın konumu itibariyle kalan boş alanın da kullanma imkanı bulunmadığı,
eylemli bir paylaşımın olmadığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı, taşınmazdaki ...'un payını satın aldığını,...'a ait evin imar uygulamasından çok önce yapıldığını, bu evin bir kısmının dava konusu parsel üzerinde bir kısmının komşu 12 parselde kalması nedeniyle 12 parseldeki ... payını da satın aldığını, imardan önce ...'un evinin mevcut olup, imar uygulaması neticesi diğer paydaşlarla birlikte 11 parselde paydaş olunduğunu, imardan önceki tarihten beri bir kullanım, fiili taksim olduğunu savunmaktadır.
Dosya arasında mevcut tapu kayıtları ve belgelerden taşınmazın öncesi, imar uygulamasının tarihi ve imar uygulaması ile hangi parsellerin birleşerek dava konusu 11 nolu parseli oluşturduğu anlaşılamadığı gibi davalıya hisse satan ...'a ait olduğu anlaşılan dava konusu taşınmaz üzerindeki evin dosya arasında 1986 tarihli tapu tahsis belgesi bulunmakta ise de, imar öncesi bu evin olup olmadığı, var ise hangi parselde bulunduğu da anlaşılamamaktadır.
Ayrıca ,taşınmazda sadece davalı ve paydaşlardan ...'ın kullandıkları alanlar olduğu, davacı ve diğer paydaş ...'nın kullandıkları alanlar olmadığı hükümde kabul edilmiş ise de, paydaşlar ... ile davacı ...'in imardan önce hangi parsellerde paydaş olduğu,o parsellerde kullandıkları alanlar olup olmadığı da anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle mahkemece, dava konusu 7115 ada 11 parselin imar uygulaması sonucu oluşup oluşmadığı, imar uygulaması ile oluşmuş ise imardan önceki geldilerinin hangi parseller olduğu, bu parselleri kimlerin ne şekilde kullandıkları, davacı ve diğer paydaşlar ile hissesini satan ...'nun imardan önce hangi parsellerde paydaş oldukları yada bu parsellerde kullandıkları yerler olup olmadığı, ...'ya ait olduğu dosyadaki tapu tahsis belgesinde yazılı evin imardan önce mevcut olup olmadığı,
mevcut ise hangi parselde yer aldığı araştırılmalı, tapu kayıtları ve belgeler getirtilmeli ve yukarıdaki ilke doğrultusunda fiili taksimin olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/15353, K. 2012/721, 26 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama