KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/1566 E., 2011/5816 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 03.12.2009
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının davaya konu satış işleminin gerçekte miras hukukundan kaynaklanan bağış olduğu ve taşınmazın fiilen taksim edildiğine ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda,paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır.Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir.Yasadan doğan bu hak bazı istisnai hallerde kullanılamaz.Örneğin, taksim,bağışlama ve olayımızda olduğu gibi eylemle kullanma durumunun gerçekleşmesi halinde cereyan etmez.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Ayrıca akitlerde görünürde satış şekli bulunsa bile akdin gerçek maksadı satış olmadığı halde satış hakkındaki hükümlerin onlara tatbik edilmesi hem yasa koyucunun maksadına hem de esas hukuk prensiplerine aykırı düşer. Bu husus 27.03.1957 gün ve 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açık vurgulanmış ve sonuç itibariyle müşterek mülkün hissedarı karı ve kocaya,evlada yahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akdi bulunabilecek hakikatte satıştan gayri maksatların veya hibe gibi düşüncelerin hakim olduğu ahvalde MK’nun gerçek satışlarda kabul eylediği Önalım hakkının ceryan etmeyeceği karara bağlanmıştır.
Olayımıza gelince. Dava konusu edilen 19 parsel no'lu taşınmaz, 36.250 m2 yüzölçümünde tarla, şeftali ve elma bahçesi vasfı ile tapuda 22 paydaş adına kayıtlıdır. Davalı, yargılama sırasında ileri sürmemiş olsa da temyiz dilekçesinde açıkça fiili taksim savunmasında bulunmuştur.Davalı temyiz dilekçesinde ayrıca tapuda satış gözüken işlemin baba-evlat arasındaki miras hukukuna ilişkin temlik(bağış) olduğunu savunmuştur.
Ancak, satın alan ile pay satanın baba-evlat olması içtihadı birleştirme kararının mutlak uygulanmasını gerektirmez.Davalının bu savunmasını kanıtlaması gerekir.
Bu nedenle Mahkemece öncelikle davalının işlemin gerçekte bağış olup olmadığına ilişkin delil ve tanık listesi sunmasına imkan tanınmalı ve tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek 27.03.1957 gün ve 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı olup olmadığı belirlenmelidir.Mahkemece işlemin gerçek bir satış olduğunun anlaşılması halinde ise yukarıda açıklanan 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince yerinde keşif yapılarak tarafların varsa fiili taksime(eylemli kullanma) ilişkin tanıkları dinlenilerek fiili taksim(eylemli kullanma) olup olmadığı tespit edilip hasıl olacak sonuca göre bir
karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/1566, K. 2011/5816, 5 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama