KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/1575 E., 2011/7529 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4.10.2010
- Üçüncü şahıs
- —
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya iadesi-alacak davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, Evlilik birliği içinde alınan ev eşyaları ve ziynet eşyalarının aynen iadesi mümkün olmadığında bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların evli olup boşanma davalarının devam ettiğini, davacının ziynet eşyalarının evlendikten sonra traktör almak için bozdurulduğunu ve davacıya iade edilmediğini ayrıca evlilik birliği içinde alınan bir kısım ev eşyasının davacı tarafından alındığını belirterek ev eşyaları ve ziynetlerin aynen iadesini, mümkün olmaz ise bedellerinin tahsilini istemiştir. Davalı istemin reddini savunmuştur. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
1575/7529 -2-
Somut olayda; Taraflar nüfus kaydına göre 2.5.1996 tarihinde evlenmiş olup düğün sırasında davacı tarafa dava konusu edilen ziynet eşyalarının takıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kadın dava konusu ziynet eşyasının evlendikten sonra traktör alımı için bozdurulduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda dinlenen davacı tanıkları, görgüye dayalı olmayan soyut beyanlarda bulunmuşlar, sadece davacının kendilerine aktardıklarını söylemişlerdir. davacı kadın dava konusu ziynet eşyasının evlendikten sonra traktör alımı için bozdurulduğunu dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edemediğinden yemin deliline dayanan davacı vekiline iddialarının ispatı yönünden yemin teklif edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2-Davalı vekilinin ev eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili dava konusu ettiği ev eşyalarının davacı tarafından evlilik birliği içinde alındığını iddia ederek aynen iadesi mümkün olmaz ise bedelleri talep etmiştir. Dava konusu davacıya verilmesine karar verilen eşyaların evlilik birliği içinde alındığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Söz konusu eşyaların edinilmiş mallar olması halinde Türk Medeni Kanunu 225/2 uyarınca bu eşyalar üzerinde ancak boşanma kararının kesinleşmesiyle katkı payı istenebilir. Mahkemece, dava konusu eşyaların kişisel mal olmadığı evlilik birliği içinde edinilmiş mallar olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/1575, K. 2011/7529, 5 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama