KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/2024 E., 2011/6200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1.12.2010
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava akde aykırılık nedeniyle akdin feshi ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiralayanlar, davalının 01.05.2008 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olup, kiralanan işyerinin pasaj içinde yer aldığını, davalının işyerinden taşarak, pasajın koridorlarını ürün teşhiri suretiyle işgal ettiğini, ihtara rağmen akde aykırılığın giderilmediğini belirterek akdin feshi ve kiralananın tahliyesini istemişlerdir. Davalı ise, iddia edilen konuda kiralayanlardan ...’dan sözlü onay alındığını, kiralayanlar tarafından farklı bir hukuki nedene dayanarak tahliye davası açıldığını ve tahliyeye karar verildiğini, uyuşmazlığın kiralananın dışına ilişkin olduğunu, bu yerle ilgili sözleşme olmadığından akde aykırılığın da söz konusu olmayacağına belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece akde aykırılık nedeniyle akdin feshine ve kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.05.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Sözleşmeye göre taşınmaz tekstil dükkanı olarak kiraya verilmiştir. Davalının işyeri dışına taşarak, pasajın koridorlarında ürün teşhiri yaptığı iddia edilmiştir. Sözleşmenin özel şartlar bölümünde ürün teşhirini yasaklayan veya buna onay veren bir düzenleme bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına göre akde aykırılığa ilişkin kullanılan bölümlerin pasaj içerisinde kiralananın dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Akde aykırılık olarak nitelendirilen olguların bizzat kiralananın kullanımıyla ilgili olması gerekir. Kiralananın dışında kalan yere yapılan tecavüzler her zaman genel hükümlere göre el atmanın önlenmesi talebine konu olabilir.
Kaldı ki akde aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için davalı tarafa süreli bir ihtar gönderilmesi, sürenin makul bir süre bulunması ve süre sonunda akde aykırılık olarak bildirilen eylemin giderilmemiş bulunması gerekir. Davacının keşide ettiği ihtarda davalıya tanınmış uygun bir süre de bulunmamaktadır. Bu duruma göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/2024, K. 2011/6200, 11 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama