KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/2423 E., 2011/6754 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
667 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılar-davacı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak dosyada tebligat için pul olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece keşfen belirlenen bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı mirasçıları dahili davalılar vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 5 No’lu parselin diğer paydaşı ... ’in taşınmazdaki 234 / 496 payını davacının bilgisi olmadan 21.5.2008 tarihinde davalıya sattığını, yapılan pay satışının noter aracılığı ile davacıya bildirilmediğini, satış bedelinin de müvekkilinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı olarak 400.000 TL gösterildiğini, oysa taşınmazın tamamının dahi bu bedelden satılamayacağını, 124 m2 alanlı taşınmaz üzerinde dört katlı eski bir bina bulunduğunu, bu binanın davacı ve satıcı kardeşine anne ve babasından intikal ettiğini, yargılamada gerçek satış bedelinin ortaya çıkacağını,
davacının belirlenecek bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın bedelde muvazaa iddiasında bulunularak açıldığını, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların doğru olmadığını, davacının söz konusu payın satıldığını aylar öncesinden öğrenmesine karşın davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının taşınmazın satılması konusunda pek çok kişi ile irtibata geçtiğini, bu arada davalı ve vekili ile de görüştüğünü, ancak aralarında bir anlaşma sağlanamayınca kötü niyetle bu davayı açtığını, bedelde muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu, taşınmazın konumu ve alanı nazara alındığında tapuda gösterilen bedelin gerçek satış bedeli olduğunun anlaşılacağını,
davacının dava dilekçesinde harca esas değer olarak gösterdiği 60.000 TL’nin gerçeği yansıtmadığını belirterek, kötü niyetle açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Bunun yanında davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; dava konusu payın ilişkin bulunduğu 5 No’lu parseldeki 234 / 496 pay taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 21.5.2008 tarihinde 400.000 TL bedelle davalı ...’e satılmıştır.
Yapılan pay satışı davacıya noter arcılığı ile bildirilmediğinden iki yıllık hak düşürücü süre içinde önalım hakkını kullanmak için işbu davayı açan davacı, tapuda gösterilen bedelin önalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini ileri sürmüştür.Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür.
Mahkeme ise davacının bu iddiası konusunda delillerini toplamadan ve bedelde muvazaa iddiası konusunda bir inceleme yapmadan sadece payın değerinin tespiti konusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak keşfen belirlenen 144.377.17 TL üzerinden önalım bedeli depo ettirmek suretiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Ne var ki satış bedeli konusunda muvazaa iddiası varsa önce bu hususun açıklığa kavuşturulması, bu konudaki uyuşmazlık giderilmeden depo kararı verilmemesi gerekir. Muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder.
Davacı ise 22.4.2009 tarihli delil listesinin beşinci bendinde tanık deliline de dayanmış, ancak tanıklarının isim ve adreslerini bildirmemiştir.Bu durumda mahkemece öncelikle davacıdan tanıklarının isim ve adreslerini sorularak, bildirdiği tanıkları dinlenip tüm deliller birlikte değerlendirilerek, muvazaa iddiası konusunda bir sonuca ulaşıldıktan sonra depo kararı verilmesi gerekirken keşfen belirlenen pay değeri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/2423, K. 2011/6754, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama