KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3029 E., 2011/6766 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 2.İcra Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı kiralayan tarafından davalı kiracı aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı kiracının itirazının bulunmaması üzerine davacı kiralayan icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı kiralayan vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı kiralayan vekili, davalı kiracının kiralananda 01.03.2006 tarihli sözleşme ile aylık 1.250 Dolar bedelle kiracı olup Mart-Nisan-Mayıs 2010 ayları kirasını ödememesi nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, davalı kiracının takip üzerine bir itirazda bulunmadığı gibi, ödeme de yapmayarak temerrüde düştüğünü belirterek, davalı kiracının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir.
Davalı kiracı vekili, davacı kiralayanın ilk önce Şişli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010 / 16723 sayılı dosyası ile kira alacağına ilişkin icra takibi başlattığını, bunun üzerine icra müdürlüğünün yetkisine, asıl alacak ve işlemiş faize vekil sıfatı ile itiraz ettiklerini, dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinden sonra çıkarılan ödeme emrinin davalı kiracı asıla tebliğ edildiğini, müvekkilinin de tebligatı almasına karşın işlerini vekilinin takip ettiğini düşünerek itirazda bulunmadığını, oysa yetkili icra müdürlüğünün Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi gereğince ödeme emrini borçlu kiracının vekiline tebliğ ettirmesi gerektiğini,
vekile yapılan geçerli bir tebligat olmadığından takibin kesinleşmediğini, açılan tahliye davasının bir dayanağının bulunmadığını, esas yönünden de ödeme emriyle hangi aylar kirasının istendiğinin anlaşılamadığını, davalı kiracının bir kira borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan 01.03.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı kiralayan, bu kira sözleşmesine dayanarak davalı kiracı hakkında Şişli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010 / 16723 sayılı dosyası ile 10.05.2010 tarihinde
aylık 1.250 Dolardan Mart-Nisan-Mayıs 2010 ayları kirasının tahsili için tahliye istekli icra takibi yapmış, takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı kiracı vekili, yetki itirazında bulunarak yetkili icra müdürlüğünün İstanbul İcra Müdürlüğü olduğunu, esas yönünden de yapılan ödemeler düşülmeden talepte bulunulduğundan bahisle asıl alacak ve faiz oranına itiraz ettiklerini, belirterek, icra takibini durdurmuştur.
Davacı kiralayan vekilinin 28.06.2010 tarihli dilekçesi ile yetki itirazını kabul etmesi üzerine yetkili İstanbul 12.İcra Müdürlüğü’nce çıkarılan ödeme emri 09.07.2010 tarihinde davalı kiracı asıla tebliğ edilmiş, davalı kiracı takibe itiraz etmemiş ve kira borcunu icra dosyasına ödememiştir. Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi gereğince vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekir.
Her ne kadar icra dairesince ödeme emri davalı kiracıya tebliğ olunmuş ise de, takibin kesinleşmesi nedeniyle açılan işbu tahliye davasına cevap dilekçesi veren davalı kiracı vekili yapılan icra takibinden en geç bu tarihte haberdar olmuş, buna karşın Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince ıttıla tarihine göre yedi gün içerisinde tebliğ tarihinin düzeltilmesi konusunda şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurmamış olduğundan tebligat tarihi geçerli hale gelmiştir.
Bu durumda davalı kiracı hakkında yapılan icra takibi kesinlemiş olduğundan davacı kiralayanın kesinleşen takip nedeniyle İcra ve İflas Kanunu’nun 269 / a maddesi gereğince tahliye isteminde bulunmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilemesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemi ret etmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3029, K. 2011/6766, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama