KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3037 E., 2011/6757 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 450 No’lu parselin paydaşlarından olduğunu, taşınmazın paydaşlarından ... , ..., ... ve ...’ın taşınmazlardaki paylarını 05.02.2009 tarihinde toplam 4.386 TL bedelle davalıya sattıklarını, yapılan pay satışının davacıya noter aracılığı ile bildirilmediğini, davacının satıştan rastlantı sonucu haberdar olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yasal ve yerinde olmadığını, davacının yapılan pay satışından haberdar olmasına karşın davasını süresinde açmadığını, diğer yandan söz konusu taşınmazın çok uzun yıllardır zeminde paydaşlar arasında fiilen taksim edilerek kullanıldığını, davacının payına karşılık taşınmazda kendisine düşen kısmı ekip biçtiğini, aynı şekilde satıcı paydaşların da taksime uyarak taşınmazı tasarruf ettiklerini, peşi sıra da paylarını eylemli olarak kullandıkları yeri teslim ederek sattıklarını, bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını, gerçek satış bedelinin de 105.000 TL olduğunu belirterek,
davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Önalım davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesinde dava konusu edilen payın tapuda gösterilen satış bedeli ve bu satış sebebiyle davalı tarafından tapuda yapılan harç ve masrafları toplamının esas alınması gerekir.
Olayımıza gelince; davacının da paydaşı bulunduğu 450 No’lu parselin paydaşlarından ... , ..., ... ve ...’ın önalım hakkına konu edilen toplam 10 / 18 paylarını 05.02.2009 tarihinde toplam 4.345.TL bedelle davalıya satmışlardır. Davacı, tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden harç yatırmak suretiyle önalım hakkını kullanmak üzere işbu davayı açmıştır.
Yargılama sırasında davalı, cevap dilekçesinde gerçek satış bedelinin 105.000 TL olduğunu savunmuş ise de, tapuda yapılan resmi satış işleminin tarafı olan davalı, tapu sicil müdürlüğünde resmi memura bildirdiği satış bedeli ile bağlı olup, satış bedelinin aslında daha yüksek olduğu iddiası dinlenemez. Bu durumda davacının sorumluluğu yukarıda açıklandığı üzere tapuda gösterilen satış bedeli ve davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Mahkemenin yerinde keşif yaparak bilirkişi aracılığı ile taşınmazın keşif tarihindeki değerinin 124.992 TL olarak belirlenmesinden sonra bu değere itibar ederek dava konusu payın değerinin sulh hukuk mahkemesinin görev sınırını aştığından söz ederek görevsizlik kararı vermesi doğru değildir.
Tapuda gösterilen satış bedeli itibariyle dava değeri sulh hukuk mahkemesinin görev sınırları içinde kaldığından, mahkemenin işin esasını inceleyerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3037, K. 2011/6757, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama