KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3205 E., 2011/7054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava yasal önalım hakkına dayalı olarak davalı adına kayıtlı payın iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince karşılıklı olarak temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkilinin davaya konu 443 Nolu parselde paydaş olduğunu, paydaş ... ve paydaş ... ’nun taşınmazdaki paylarını sırasıyla 24.05.2010 ve 01.06.2010 tarihlerinde davalıya 3.000’er TL bedelle sattıklarını, satışa ilişkin müvekkiline noter bildirimi yapılmadığını belirterek satışa konu payların iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili taşınmazın önceki paydaşları ... ve ... arasında fiilen taksim edildiğini, taşınmazın fiili taksime uyularak kullanılageldiğini, bilahare Ali Yıldırım’ın hissesinin mirasçıları ... , ... ve ... ’ya intikal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın davacı ile davalıya pay satanların miras bırakanı arasında fiilen taksim edildiğinden, taşınmaz üzerinde davacıya ait fiili taksim sonucu oluşan müstakil bir yer bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir.
Olayımızda; davalı fiili taksim savunmasında bulunmuş, mahkeme fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar vermiş ise de fiili taksime ilişkin olarak yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı fiili taksime dayandığına göre bu konuda taraf vekillerine tanık dahil tüm delillerini bildirmeleri için süre verilmeli, bildirilecek deliller toplanıp değerlendirmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yalnızca keşif deliline dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3205, K. 2011/7054, 27 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama