KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3267 E., 2011/7858 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9.12.2010
- Üçüncü şahıs
- —
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bir kısım ziynet eşyalarının bedeli olan 1.000 TL’nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların 26.10.2008 tarihinde evlendiklerini, davalının kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle davalı aleyhine boşanma davası açtıklarını, davalının evlenmelerinden bir ay sonra davacıya düğünde takılan ziynet eşyalarını kredi borcu olduğundan söz ederek davacının rızası dışında bozdurduğunu, ziynetlerin davacıya iade edildiğini davalının kanıtlamasının gerektiğini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bozdurulan ziynet eşyalarının bedeli 1.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, öncelikle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davalının ikametgahının Denizli’de olduğunu, davanın Denizli’de görülmesi gerektiğini, esas yönünden de, davacının iddialarının gerçeklere aykırı olduğunu, her ne kadar ziynetlerin kredi borcu için bozdurulduğu ileri sürülmüş ise de, söz konusu ziynetlerin hiç birinin davacıdan alınmadığını, bu ziynetlerin davacıda kalıp ortak konutu terk ederken de davacı tarafından götürüldüğünü, davalının kredi borçlarını kendi olanakları ile ödediğini,
Yargıtay kararlarına göre davacının iddialarını kanıtlamasının gerektiğini, zira evden ayrılmayı tasarlayan kadının ziynet eşyalarını önceden götürmesinin, saklamasının mümkün olduğunu, diğer yandan davacının ziynetlerin elinden zorla alındığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığını belirterek, dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
3267/7858 -2-
Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Olayda, davacı ile davalı 26.10.2008 tarihinde evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden müşterek çocukları bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre davalının işi gereği taraflar Denizli’de ikamet etmişlerdir. Ancak davacının sürekli İzmir’e gitmek istemesi nedeniyle aralarında sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Davacı tarafından İzmir 12. Aile Mahkemesi’nin 2009 / 677 Esas 2010 / 659 Karar sayılı dosyasında açılan boşanma davası da bu nedenle ret edilmiştir.
Davacı düğünde kendisine takılan ziynetlerin evlilik süreci içinde kredi borçları nedeniyle bozdurulduğunu, iade edilmediğini, ortak konuttan ayrıldığı sırada dava konusu edilen ziynetlerini alamadığını, davalıda kaldığını ileri sürmüş ise de, evden son ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve kredi borçları için bozdurulduğunu sunduğu delillerle ispat edememiştir.
Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde ve 4.3.2010 tarihli delil listesinin 8. bendinde “ikamesi mümkün sair yasal deliller” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya dava konusu ziynetlerin kredi borcu için bozdurulduğu, ortak konuttan ayrıldığı sırada alamadığı, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3267, K. 2011/7858, 12 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama