KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3587 E., 2011/8480 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, dört adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazların satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; mahkemece her ne kadar 01.05.2006 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmiş ise de, esasen bu raporda muhtesatların oranları dikkate alınmamış olmakla dava konusu taşınmazlar üzerinde daha sonra yapılan keşif sonucunda muhdesatların oranları dikkate alınmak suretiyle 10.10.2008 tarihli zirai bilirkişi raporu düzenlenmiş olup, bu raporda belirtilen oranlar dikkate alınmak suretiyle satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan bilirkişi raporuna atıfta bulunmak suretiyle karar verilemeyeceği de gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3587, K. 2011/8480, 20 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama