KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3637 E., 2011/8360 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma
Mahkememizin Birleşen 2009/826 Esas Sayılı Dosyasında
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına ilişkin payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar tarafından ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, ve işbu dava ile birleşen davada, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 517 No’lu parselin 9 / 24 paydaşı olduğunu , davalıların 31.8.2009 tarihinde taşınmazın 5 / 244’er payını 4.250’şer TL bedelle satın aldıklarını, davacının yasal önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar, taşınmazın paylı mülkiyete tabi olduğunu, ondört paydaşının bulunduğunu, kendilerine düşen paylarını ...
Köylü’den satın aldıklarını, bu pay satışına yönelik olarak davacının kötü niyetle dava açtığını, zira taşınmazın paydaşlar arasında fiilen taksim edildiğini, her bir paydaşın taşınmazın belirli bir bölümünü uzun zamandır tasarruf ettiğini, taşınmazın fiilen taksim edilmesi halinde önalım hakkının kullanılamayacağını, aralarında davacının da bulunduğu paydaşların taşınmazda kendilerine ait bölümleri çevirerek içine ev yaptıklarını, burada yaşadıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. .
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 / 1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. ./..
2011/3637-2011/8360 -2-
Olayımıza gelince;dava konusu edilen 517 No’lu parseldeki 5 / 244’er pay taşınmazın paydaşlarından ... Köylü tarafından 31.8.2009 tarihinde 4500’er TL bedelle davalılara satılmıştır. Davacı da yasal hak düşürücü süre içinde 8.12.2009 tarihinde açtığı dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir.
Bu davaya karşı davalıların taşınmazın fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması doğrultusunda dinlenen tanığı ..., taşınmaz üzerinde halen dokuz adet bina ile bir adet barakanın yer aldığını, herkesin kendi yerini bölüp ayırdığını, yerlerinin belli olduğunu, sadece taşınmaza gelmeyen birkaç paydaşın yerinin belirsiz olduğunu, davalıların da satın aldıkları kısım üzerine 2009 yılında binalarını yaptıklarını, beyan etmiştir.
Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında da taşınmazın onbeş paydaşının olduğu, bazı paydaşların yerlerini çevirerek kullandıkları, davacının kullandığı 6.339 m2’lik alana 200 adet meyve ağacının dikilmiş olduğu, davalı ...’in kullandığı yerin 512 m2, davalı ...’ın kullandığı kısmın 508 m2 olduğu, taşınmazda sadece dört paydaşın tasarruf ettiği bir bölümün bulunmadığı belirtilmiştir.
Tanık beyanları, tapu kaydı, bilirkişi raporları ve taşınmazın fiili kullanım biçimi davalıların fiili taksim savunmasını doğrular niteliktedir. Taşınmazın çok sayıda paydaşı olmasına karşın fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir.
Ortada hukuken geçerli olmasa bile bir eylemli bölüşme olup, davacının taşınmazın bir bölümünü kullanması da söz konusu olduğundan zamanında davalıların satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması, yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz.
Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3637, K. 2011/8360, 19 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama