KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/384 E., 2011/4761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere ,hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hükmün esasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının önalım bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı, 28.10.2009 tarihli dava dilekçesinde, tapuda gösterilen satış bedelinin önalım hakkının kullanımını engellemek amacıyla yüksek gösterildiğini, mahkemece belirlenecek gerçek değer üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek 7.500 TL bedel üzerinden harç yatırarak davalı adına kayıtlı payın iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Davalı, tapuda gösterilen satış bedelinin gerçek bedel olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece bilirkişi tarafından belirlenen bedel üzerinden önalım hakkının kabulüne karar verilmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından oluşan önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 26606 ada 4 No’lu parseldeki 111/2400 pay 17.500,00-TL bedelle taşınmazın paydaşlarından .... tarafından davalı ...’a satılmıştır. Davacı ise tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia ederek, bilirkişi tarafından belirlenecek gerçek değer üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini beyan etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir.
Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları payın davalıya hangi bedel karşılığında satıldığı konusunda bir beyanda bulunmamışlardır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu edilen payın değeri 2.088,60-TL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir.
Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder.
Bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından yapılan harç ve masrafları toplamı üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağı sorularak, kabul etmesi halinde önalım bedelini depo etmesi için uygun süre tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden hüküm kurulması hatalı olduğu gibi kabule göre de, önalım bedelinin kararın kesinleşmesinden sonra davalıya ödenmesi gerektiğinin hüküm fıkrasında gösterilmemiş olması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/384, K. 2011/4761, 14 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama