KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/5825 E., 2011/7127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... ve davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 25 No’lu parseldeki 6 No’lu meskenin 1 / 2 paydaşı ... ’ın mirasçısı olduğunu ve diğer paydaş ... ’ın taşınmazdaki 1 / 2 payını 25.05.2006 tarihinde 10.000 TL bedelle davalıya sattığını yeni öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının akrabası olan seksenbir yaşındaki ... ’dan dava konusu payı bağış hükmünde ve bakma karşılığında 10.000 TL bedelle satın aldığını, olayın akrabalar arası devir olması nedeniyle davacının önalım hakkının bulunmadığını, davacının da bu devrin ne amaçla yapıldığını bildiğini, davanın süresinde açılmadığını, davacı tapuda kendi adına intikal yaptırmadığından satış tarihinde paydaş olmadığını, dava açma ehliyeti yönünden ya terekeye mümessil tayin ettirmesi ya da diğer mirasçıların muvafakatini alması gerektiğini,
temlikten yaklaşık iki yıl sonra açılan davada taşınmazın rayiç bedelinin belirlenmesini istediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu hallerde 11.10.1982 gün ve 3 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı
muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakan terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince ; davacının davada dayandığı pay kendi adına kayıtlı bağımsız bir pay olmayıp miras bırakanı Sebahattin Ezrak adına kayıtlıdır. Sunulan mirasçılık belgesine göre de adı geçen paydaş 02.12.2003 tarihinde vefat ederek geride mirasçı olarak yeğeni olan davacı ile birlikte kardeşi Nebahat Ezrak’ı bırakmıştır.
Bu durumda mahkemece davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu olduğundan yukarda açıklanan esaslara göre dayanılan payın diğer ortağının davaya muvafakatinin sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde davacıya miras ortaklığına temsilci atanması için süre verilmesi, davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülüp sonuçlandırılması gerekirken bu husus yerine getirilmeden işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/5825, K. 2011/7127, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama