KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/5853 E., 2011/7128 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya iadesi-alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, bir kısım ziynet ve ev eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, taraflar arasında boşanma ve aile konutu şerhinin kaldırılması davalarının devam ettiğini, davalının aile konutunun kilidini değiştirerek davacının kişisel eşyalarına ulaşmasına engellediğini, davalının davacıyı haklı bir neden olmaksızın evden kovarak maddi-manevi zarara uğramasına neden olduğunu, belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu edilen ziynet ve eşyalarının aynen iadesini, mümkün değilse bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle davacının dava konusu ettiği eşyaların cins, nitelik, miktar ve değerlerini dava dilekçesinde göstermesinin gerektiğini, davalı tarafından açılan boşanma davasında davacının boşanma talebini kabul etmeyerek evliliğini devam ettirme niyetini gösterdiğini, buna rağmen eşya davası açtığını, davalının kendisinde bulunan eşyalarını vermeye hazır olduğunu, bunu dava açılmadan önce ihtarname ile davacıya bildirdiğini, davalının kabul ettiği eşyalar dışında kendisinde başka eşyasının bulunmadığını, davacının evden kovulması gibi bir durumun olmadığını, davacının iki buçuk yıldır İstanbul’da kızları ile birlikte yaşadığını,
zaten davalının da bu nedenle boşanmak istediğini, davacının tüm kişisel eşyalarını ve ziynetlerini çok önceden İstanbul’a götürdüğünü, davalıda hiçbir ziynet eşyasının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Somut olayda, davacı ile davalı 21.6.1981 tarihinde evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden 1982 doğumlu Zeynep ve 1988 doğumlu Nazlı isimli çocukları bulunmaktadır. Çocuklarının süreç içinde İstanbul’da okuyup çalışmaya başlamalarından sonra davacı zaman zaman yardım ve bakım için İstanbul’a gitmiş ve dosyaya sunulan kira sözleşmesine göre de 15.2.2007 tarihinde Beşiktaş Akatlar semtinde kendi adına yer kiralamıştır.
Davacı, davalının ortak konutun kilidini değiştirmesi nedeniyle eve giremediğini, kişisel eşyalarını ve ziynetlerini alamadığını ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Davalı ise davacının iki buçuk yıldır İstanbul’dan dönmediğini, bu nedenle hakkında boşanma davası açtığını, ancak sonradan vazgeçtiğini savunmaktadır.
Davacı ortak konuttan ayrıldığı sırada dava konusu edilen ziynetlerini alamadığını, davalıda kaldığını ileri sürmüş ise de, evden son ayrıldığı tarih itibariyle ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini sunduğu delillerle ispat edememiştir.
Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “her türlü kanuni ve takdiri delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya davalının kabul ettiği eşyalar dışında kalan ziynetlerinin ve eşyalarının elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi davalının kabul ettiği eşyalar ile diğer uyuşmazlık konusu ziynet ve eşyaların değeri konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/5853, K. 2011/7128, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama