KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/5962 E., 2011/7130 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
792 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ile davalı vekili ... ve davacı vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu payın ilişkin bulunduğu 5 No’lu parselin paydaşlarından olduğunu, davalının ise aynı taşınmazda 560 / 1109 payı önceki malikinden 21.7.2009 tarihinde 650.000 TL bedelle satın aldığını, pay satışının davacıya noter aracılığı ile bildirilmediğini, müvekkilinin önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın kötü niyetle açıldığını, söz konusu taşınmaz, evveliyatında 1883 ada 270-271 ve 272 No’lu parseller iken 2007 yılında yapılan imar uygulaması sonucu 5 No’lu parsel olarak tapuya tescil edildiğini, bu düzenlemeden önce 270 No’lu parselin malikinin Yaşar ve ...'ın, 271 ve 272 No’lu parsellerin malikinin ... olduğunu, taşınmazın önceki maliklerinin imardan çok önce kendilerine ait parseller üzerine ayrı ayrı ev yaptıklarını, muhkem bir duvar ile taşınmazları birbirinden ayırdıklarını, imardan önce herkesin parseli ayrı olduğundan kullanım şekli konusunda bir uyuşmazlığın yaşanmadığını,
imardan sonra da eski kullanım şeklinin sürdürüldüğünü, davacının 23.6.2009 tarihinde 270 No’lu parselin maliklerinin yerini satın aldığını, davalının ise 271 ve 272 No’lu parselin maliki ...’ın yerini satın aldığını, taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince. 5 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 560 / 1109 pay taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 21.7.2009 tarihinde 650.000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Söz konusu taşınmaz 22.7.2007 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu oluşmuştur. Öncesinde 270 No’lu parsel 1 / 2’şer pay oranında Yaşar ve ...’a, 271 ve 272 No’lu parseller ...’a ve 273 No’lu parsel ..., ..., ..., ... ve ...’a aittir.
Davacı bu taşınmazda ilk olarak 6.4.2009 tarihinde eski 273 No’lu parselin maliklerinin bir kısmının payını satın aldıktan sonra 23.6.2009 tarihinde de ..., ..., ..., ... ve ...’ın paylarını satın almıştır. Davalı taşınmazın paydaşları arasında taksim edilerek kullanıldığını savunmaktadır.
Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarında 5 No’lu parselin kullanım sınırlarının 270-271 ve 272 No’lu parsellerin sınırlarına uygun olduğu, halen zeminde ayrı ayrı sabit sınırlar halinde bulunduğu, imar uygulaması ve birleştirmeden sonra aynı şeklini koruduğu, 270 No’lu parsele karşılık gelen kısımda halen kullanılmayan tek katlı bir yapı varken, diğer kısımda iki katlı bir ev, bir katlı büro, kapalı oto yıkama bölümü, konfeksiyon mağazası ve ikinci el oto satışı yapılan bir alan bulunduğu, taşınmazda davalının 560 m2 yeri olmasına karşın fiilen 730 m2 yer kullandığı,
taşınmazın diğer paydaşları ... ve ...’ın ise kullandığı bir yerinin olmadığı belirtilmiştir.
Savunma doğrultusunda dinlenen davalı tanıkları da keşfen belirlenen hususları doğrulayarak öncesinde taşınmazda bulunan tek katlı yapının ...’a, diğer yapıların ise payını davalıya satan ...’a ait olduğunu beyan etmişlerdir.Dosyada bulunan delillere göre davacı taşınmazda ...’ın tek katlı evini ve ona karşılık gelen arsa payını satın almış iken, davalı da ...’a ait bölümü ve üzerindeki yapıları satın almıştır.
Taşınmaz eski 270-271 ve 272 No’lu parsellerin sınırlarına aynen uymaktadır. Davacının satın aldığı yerin tevhit edilen 271 ve 272 No’lu parselin maliki ile bir ilgisinin bulunmadığı, herkesin kendi yeri belli iken davalının tevhit sonucu taşınmazda paydaş haline gelen malikin payını satın aldığı görülmektedir.
Her ne kadar davacı satın aldıktan sonra taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı binayı kullanmamış, davalı taşınmazda payına düşenden fazla yeri tasarruf etmekte ve taşınmazın diğer paydaşları ... ve ...’ın kullandığı bir yok ise de, davacının taşınmazda belli bir yeri ve üzerindeki yapıyı satın aldıktan sonra imar uygulamasıyla paydaş haline gelen kişinin kullandığı bölümde zamanında hak iddia etmemesi, paydaşların taşınmazda kadastro parsellerinden gelen yerleri fiilen kullanması karşısında davalının taşınmazın taksim edildiği savunmasını kanıtladığının kabulü gerekir.
Bu duruma göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/5962, K. 2011/7130, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama