KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/6253 E., 2011/10849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının 36-37 ve 43 nolu parsellerde paydaş olduğunu,davalının bu üç parselden almış olduğunu yeni öğrendiğini belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tescili isteminde bulunmuştur. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, dava konusu payları babasından aldığını,işlemin baba oğul arasında yapıldığını,satış işlemi gözüksede gerçekte bağış olduğunu,1957 tarihli içtihadı birleştirme kararı gereğince önalım hakkı kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin taraf teşkiline ilişkin bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
27.3.1957 gün ve 12-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında “ortak mülkiyetin paydaşı payını karı ve kocaya,çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse,görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların Ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda şufa hakkını kullanılamayacağı” belirtilmiştir.
Olayımıza gelince. Dosyada mevcut tapu kaydı ve akit tablosundan,36-37 ve 43 nolu parsellerdeki 33969/28671200'er pay sahibi ...'nin payını 25.8.2005 tarihinde toplam 3.500 TL bedelle davalı ... İnceye sattığı anlaşılmıştır. Önalım hakkının kullanılabilmesi için pay temlikinin satım akdine dayalı olması gerekir, temlik Hibe şeklinde yapılmış ise önalım hakkı kullanılamaz.
Davalı savunmasında payını aldığı ... ile baba-oğul olduklarını, babasının payını kendisine satmadığını, gerçekte hibe ettiğini savunmuştur. Davalı tapuda satış olarak gözüken işlemin gerçekte satış olmayıp bağış olduğuna ilişkin savunmasını 27.3.1957 gün ve 12-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamından önce dinlenilen davalı tanıkları... ve ... özetle;“...taşınmazlardan pay satan ...'nin taşınmaz üzerinde ev yapan davalı oğlu ...'e bu kısmı bağışlamak istediğini,tapuda satış işlemi gözükse de işlemin bağış olduğunu ve bir para ödenmediğini...” beyan etmişlerdir.
Tanıklardan ... “......'nin kendisine oğluna bağış yapmak istediğini söylediğini,kendisinin de işlemin satış şeklinde yapılmasını söylediğini,hatta işlem sırasında tapuda hazır bulunduğunu....” açıkça beyan etmiştir.
Buna göre 25.8.2005 tarihli dava konusu payların devrine ilişkin akit satış akdi ise de hibe olduğuna ilişkin davalı savunması davalı tarafça sunulan delil ve tanık beyanları ile kanıtlanmış olup davalıya hisse satan ...'nin o tarihte banka kredisi kullanmış olması tek başına işlemin satış olduğunu göstermez.
Mahkemece 27.3.1957 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince gerçekte hibe olduğu kanıtlanan bu işleme karşı önalım hakkı kullanılamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/6253, K. 2011/10849, 13 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama