KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/6352 E., 2011/10755 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava fuzuli işgal nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davacının dava konusu 3551 parsel ve içinde bulunan evi davalının babası olan Muammer Kızılkaya'ya kiraya verdiğini,kira bedelinin bu kişi tarafından konutta ödemeli olarak davacıya gönderildiğini,14.07.2010 tarihinde kiracının vefat ettiğini,kiracının kız arkadaşının taşınmazı davacıya teslim etmek istediğini,ancak davalının haksız bir şekilde taşınmazı işgal ettiğini ve el koyduğunu belirterek fuzuli işgal nedeniyle davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davacının mülkiyetinde olmadığını,Hazine adına kayıtlı bir yer olduğunu,davalının babasının davacıya otuz yılı aşkın süredir kira ödemesinin sebebinin Hazineye ait olan tarlayı ekip dikmesi,kullanması ve bu tarla üzerine bir ev yapması karşılığında ödenmiş bedel olduğunu belirtmiş,davalının kiracılık ilişkisi ve kira ödemesi sözkonusu olmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu,davacının mülkiyet veya herhangi bir ayni hakkı bulunmadığı anlaşılmakla dava açma ehliyetinin olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak tahliye davaları kiralayan tarafından açılır. Zira kiralayan sözleşmenin tarafı olup dava açma hak ve yetkisini sözleşmeden almaktadır. Sözleşmeden kaynaklanan bu yetkinin kullanılabilmesi için kiralayanın malik olması şart değildir. Kiralayan tarafından açılan davada kiralananın paylı veya elbirliği halinde mülkiyete konu olmasının önemi bulunmamaktadır. Zira kiralayanın açtığı davada pay ve paydaş çoğunluğunun ve iştirakin sağlanmasına gerek yoktur.
Kiralanan ne tür mülkiyete tabi olursa olsun kiralayanın tek başına dava açma hakkı vardır. Kiralayanın malik olması gerekmediğinden mahkemenin aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar vermesi hatalıdır. Bu nedenle işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/6352, K. 2011/10755, 12 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama