KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/6419 E., 2011/11215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Kocaeli 3. İcra Mahkemesi
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili tarafından davalı hakkında kira alacağı nedeniyle tahliye istekli olarak başlatılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine, icra mahkemesine başvurarak kiralananın tahliyesini istemiştir. Mahkemece, davalıya çıkartılan davetiyenin iade olunması üzerine davalının adresinin araştırılmasına karar verilerek gerekli masrafı yatırması için davacı vekiline kesin süre verilmiş,süresinde masraf yatırılmadığından kesin süre nedeniyle istemin reddedilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalıya çıkarılan tebligat, ''imzadan imtina eden Bünyamin Tan'dan soruldu, tanınmadı, muhatabın muhtarda kaydı yok'' şerhi ile 18.06.2010 tarihinde iade edilmiştir. Oysa ödeme emri 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmiştir. Bu durumda tebligat yapılan adresin 7201 sayılı kanunun 35. maddesinin o tarihteki uygulamasında ''bilinen en son adres'' niteliğinde olduğunun kabulü ile dava dilekçesi ve duruşma gününün bu adrese 7201 sayılı kanunun 35.maddesine göre tebliği gerekir. Adres araştırması için kesin süre verilmesi ve kesin süreye riayet edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, hüküm tarihinden sonra, 7201 Sayılı Tebligat Kanunun'da 6099 Sayılı Yasa ile değişikliğe gidilmiştir. 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, Tebligat Kanununun 10. maddesi "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir.
(Ek fıkra:11.01.2011 - 6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmünü T.K.'nun 21/2. maddesi (Ek fıkra:11.01.2011 - 6099 S.K./5.mad) gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı,
o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adreste binanın kapısına yapıştırır.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." T.K.'nun 35/2. maddesi "Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır." hükümlerini içermektedir.
Açıklanan yasa hükmüne göre, adres kayıt sisteminde adresleri tespit edilebilen taraflara Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat yapılması yerinde değildir. Kimlik bilgilerine göre adres kayıt sistemindeki son adresi tespit edilerek, tespit edilen adresine tebligat yapılması gerekir. Kayıtlı adresi olmayanlara ise bilinen en son adresinde 35. maddeye göre tebliğ yapılır.
Mahkemece hüküm tarihinden sonra 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren bu yeni düzenleme de gözetilerek kayıtlı adres tespiti halinde bu adrese, tespit edilememesi halinde ödeme emrinin tebliğ edildiği bilinen en son adrese tebliğ yapılarak taraf teşkilinin sağlanması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usül ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/6419, K. 2011/11215, 19 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama