KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/668 E., 2011/5540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Hatay İcra Mahkemesi
Karar Metni
414 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine ve davacı lehine icra inkar tazminatı verilmesine karar verilmesi üzerine karar davalı borçlular tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçeye göre davalı kiracı ...'in alacağa ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı kiracı ...'in tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı alacaklı tarafından 13.5.2010 tarihinde başlatılan icra takibi uyarınca düzenlenen ödeme emri borçluya 26.5.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, dava yasal otuz günlük ödeme süresi dolmadan 9.6.2010 tarihinde açılmıştır. İİK.nun 269/1.maddesi göndermesi ile Borçlar Kanununun 260.maddesi gereğince otuz günlük ödeme süresinin dolması beklenmeden alacaklı tarafından icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunulamaz. Alacaklı vekili otuz günlük ödeme süresi dolmadan 9.6.2010 tarihinde icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuştur. Bu nedenle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığı,
3-Davalılardan kefil ...'ın temyiz itirazlarına gelince; takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 22.9.2003 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde davalı ... sözleşmeyi adi kefil sıfatıyla imzalamıştır. Adi kefil için uyuşmazlığın Borçlar Kanununun kefalet hükümlerini düzenleyen 486.maddesine göre çözümlenmesi gerekir.
Bu madde hükmüne göre adi kefilin borçtan sorumlu tutulabilmesi " kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasının imkansız hale gelmesi" koşuluna bağlanmıştır. Olayımızda bu koşullardan hiçbiri gerçekleşmediğine göre asıl borçluya gidilmeden adi kefil hakkında takip yapılamaz.
Mahkemece bu yasa hükmü gözardı edilerek kefil hakkında itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına karar verilmesi doğru olmadığı gibi,
kabule göre de, 22.9.2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi 22.9.2004 tarihinden itibaren 6570 Sayılı Kanunun 11.maddesi uyarınca yenilenmiştir. Uzayan dönem için kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması ve kefilin sorumlu olacağı süre ve miktarın da belirlenmesi gerekir. Borçlar Kanununun 484.maddesi uyarınca sözleşmede böyle bir düzenleme olmadığından adi kefil olan davalı ...'ın kira bedelinden sorumlu tutulması doğru değildir. Kefille ilgili istemin bu nedenle reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/668, K. 2011/5540, 28 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama