KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/6961 E., 2011/12212 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, beş adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazların satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin 477, 403, 83 ve 194 da 16 parsellere yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Temyiz eden davalı vekilinin 581 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parçanın (muhtesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde eğer bunların değeri sulh mahkemesinin görevine giriyorsa olay bir hadise olarak, sulh mahkemesinde çözümlenir. Aksi halde o paydaşa görevli mahkemede dava
açmak üzere HUMK.’nun 567.maddesi hükmü uyarınca on (10) günlük yasal süre verilmelidir. Yasadan doğan bu süre kesin olup kısaltılamaz ve uzatılamaz.Bu süre içerisinde dava açılırsa sonucun beklenmesi, açılmaz ise o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; Dava konusu edilen ve satışına karar verilen 581 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın (elektrikli derin kuyu) mülkiyeti taraflar arasında ihtilaflı olmakla keşifte belirlenen değerine göre uyuşmazlığın mahkemece çözümlenmesi yukarıda belirtilen ilkeye uygundur.Nevar ki davalı ... muhtesad ile ilgili iddiasını Tanık Mehmet Köroğlu ve davalı ...'in beyanları ile kanıtladığı halde muhtesad iddiasının reddine karar verilmesi doğru değildir.Muhtesadın davalı ...'ye ait olduğu kabul edilerek oranlama suretiyle satış bedelinin paylaştırılmasına karar verilmesi gerekir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/6961, K. 2011/12212, 2 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama