KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7206 E., 2011/12468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira bedelinin ve hor kullanma tazminatının tahsiline ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin kira alacağına ilişkin temyizine gelince:
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının davacıya ait taşınmazda 15.4.2001 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, taşınmazın aylık kirasının 15.4.2006 tarihinden itibaren 370 TL, 15.4.2007 tarihinden itibaren de 410.TL olduğunu, 2008 Nisan ayına kadar ödenmeyen kira miktarının 6.560 TL olduğunu,davalının taşınmaza verdiği hasar bedelinin 2.000 TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.560 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili ise, davalının 2001 yılından beri kiracı olduğunu, kiraların aksatılmadan ödendiğini, taşınmazın 15.6.2007 tarihinde tahliye edildiğini sözleşmede aylık kira bedelinin 80.-TL olarak belirlenmiş olup, artış şartı bulunmadığından,
dava konusu edilen dönemde aylık kira bedelinin 300 TL olduğunu, davacının iddia ettiği gibi 2007 Nisan ayından itibaren 370 TL, sonrası için 470 TL olmadığını, davacıya 16 aylık kira borcunun bulunmadığını, davacının keşide ettiği 26.7.2007 tarihli ihtarında Mayıs, Haziran ve Temmuz ayı kira borcu olduğunu beyan ettiğinden bundan önceki kira borcunun bulunmadığını, taşınmazın boşaltıldığı davacı tarafından bilindiğini, anahtarın da davacının bilgisi dahilinde üst komşu ... adlı kişiye bırakıldığını, bu nedenle 15.6.2007 tarihinden itibaren kira bedelinin istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Hükme esas alınan 15.4.2001 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Sözleşmede aylık kira 80 TL olarak belirtilmiş artış şartı öngörülmemiştir.Davacı 15.4.2006 tarihinde aylık kiranın 370 TL, 15.7.2007 tarihinden itibaren de aylık kiranın 470 TL olduğunu iddia ederek ödenmeyen 2008 Nisan ayına kadar toplam 6.560 TL kira bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı savunmasında aylık kira bedellerine karşı çıktığından aylık kiranın iddia edilen miktarlarda olduğunun davacı tarafından kanıtlanması
gerekir. apılan yargılamada davacı aylık kiranın iddia ettiği miktarlarda olduğunu kanıtlayamadığından davalının savunmasında kabul ettiği gibi aylık kiranın 300 TL olduğunun kabulü ile bu miktar üzerinden istenilen aylar kira bedeline hükmetmek gerekir.
Mahkemece de hükmün gerekçe kısmında “tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı davaya konu taşınmazın aylık kirasının 15.4.2006 tarihinden itibaren 370.TL ve 15.4.2007 tarihinden itibaren 470 TL olduğu ileri sürülmüşse de bu iddiasını kanıtlayamamış olmakla davalının kabulünde olduğu gibi aylık kira bedelinin 300.00 TL olduğunun tespiti ile talep edilen kira bedeli ile 500 TL hasar bedeline yönelik davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir” ibaresi yazıldığı halde hüküm kısmında” davanın kısmen kabulü ile 15.4.2006 tarihinden itibaren 370.TL ve 15.4.2007 tarihinden itibaren 410 TL olmak üzere toplam 6.400 TL kira alacağı ile
500 TL hasar bedeli olmak üzere 6.900 TL nin dava tarihi olan 9.5.2008 tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.” ibaresi yazılmıştır. Bu durumda gerekçe ile hüküm çelişkilidir. HUMK 388 md.(HMK 297) maddesi gereğince hükmün gerekçeye uygun olması gerekir. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7206, K. 2011/12468, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama