KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7333 E., 2011/12022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, eşler arasında ziynet eşyalarının aynen mümkün olmaması halinde değerinin ödenmesine ilişkindir. Mahkeme davanın kabulü ile ziynet eşyalarının değeri olan 2800 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar vermiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ziynet eşyaları ile ilgili olarak, davalı ile öncesinde evli olduklarını, düğünde takılan takılarını, davalının ileride iade edilmek üzere kendisinden istediğini, davacının da davalıya verdiğini, ancak ziynet eşyalarının iade edilmediğini, bu nedenle takıların aynen mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesini talep etmiştir.
Davalı ise; ziynet eşyaları ile ilgili olarak, davacının birkaç kez evi terk ettiğini, 1999 yılında evi terk ettiğinde ziynet eşyalarını yanında götürdüğünü, altınları, kardeşinin düğününde harcadığını, tekrar barıştıklarında ise geri getirmediğini, davacının talebinin mesnetsiz olduğunu beyan etmiştir.
Mahkeme, davada talep edilen ziynet eşyalarının, tarafların evlilik içerisinde yaşadıkları savcılığa yansıyan sorunlara, davalının evin geçimi ile ilgilenmediğinin ve davalının söz konusu dönemde ev yaptırma çalışmasının olduğunun, taraflar arasındaki, diğer mahkeme dosyalarına yansımış olmasına, davalının 2001 yılında evi ilk terk ettiğinde olağan şekilde ayrılmadığına, altınlarında bu tarihten önce davacından alınarak bozdurulduğunun, yargılama sırasındaki davacı tanıklarının beyanına göre ispatlanmış olmasına göre davanın kabulüne karar vermiştir
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Kural olarak davacı, dava konusu ettiği ziynet eşyalarının varlığını ve evden ayrılırken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. Ziynet eşyalarının kadın üzerinde taşınması doğal ise de evden fiziksel şiddete uğrayarak ayrılan bir kadının ziynet eşyalarını da üzerinde taşıması olağan olarak kabul edilemez. Öte yandan varlığı kanıtlanan ve evden ayrıldığı sırada beraberinde götürülebilecek hacim ve nitelikte olmayan eşyaların da aksi ispatlanmadıkça koca evinde kaldığı kabul edilmelidir.
Olayımızda; davacı ile davalının evlilik içerisinde, birkaç kez husumet yaşayarak davacının evi terk ettiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Ancak davacının altınların zorla elinden alındığı ve bu şekilde evden kovulduğu yönünde bir iddiası olmayıp, aksine Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/319-869 K. sayılı dosyası ile açılan boşanma davasını davalı koca açmış, söz konusu davada, dosyamız davacısı olan eşinin ziynet eşyalarını ve diğer eşyalarını alarak evi terk ettiğini, iddia etmiş, dosyamız davacısının ise söz konusu dosyada altınlarının alınarak evden kovulduğuna dair beyanı olmamış, sadece kendisine ait 9 adet altın bileziği, davalının iade edilmek üzere alarak babasına sermaye yapmak üzere verdiğini, beyan etmiştir.
Bu durumda, mahkemece değerlendirilmesi gereken husus davacı kadının evden nasıl ayrıldığı veya evlilik sırasındaki husumetten ziyade, davacının ziynet eşyalarını, iade edilmek üzere davalıya verip vermediğidir. Davacı tanıkları beyanlarında, altınların davalı tarafından alındığını, davacıdan duyduklarını beyan ederek, davacıdan duyduklarını aktarmışlardır.
Davalı tanıkları ise altınlara ilişkin görgüye dayalı bir beyanda bulunmamakla beraber davalının diğer eşyalarını alarak gittiğini beyan etmişlerdir. Buna göre davacı kadın altınların iade edilmek üzere alındığını, dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir.
Bununla birlikte davacı delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, ziynetlerin elinden alındığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7333, K. 2011/12022, 31 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama