KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/747 E., 2011/6344 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4.11.2010
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ziynet alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacıya düğün sırasında pek çok ziynet takıldığını, evlendikten sonra Almanya'ya gittiklerini, davalının bunları Almanya'da takılmayacağını söylerek kasada saklamayı teklif ettiğini, müvekkilinin de kullanmak üzere 1 adet Trabzon seti, 1 m. zincir, 1 adet beşi bir yerde ve 2 adet künyeyi kendisinde tutarak kalanları davalıya teslim ettiğini, davalının bunları Kölner Bank'da annesi ve kızkardeşi adına kiraladığı kasaya bıraktığını, ancak iade edilmediğini,
müvekkilinin elinde kalan ziynetlerin ise yaz tatili için Türkiye'ye geldiklerinde cezaevinde olan babasını ziyarete gittikleri sırada üzerinde bulunmasının doğru olmadığı söylenerek elinden zorla alındığını belirterek bu altınların aynen iadesi veya bedelinin tazminini talep etmiştir. Davalı vekili ziynetlerin davacıda kaldığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir.
Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere davacı tanıklarının beyanlarına göre Türkiyeye geldiklerinde davacının üzerinde bulunan bir Trabzon Seti, 1 beşibiryerde, zincir ve 2 adet künyenin babasını cezaevinde ziyarete gideceği sırada davalı ve annesine verdiğinin kanıtlanmış olmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Diğer ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacının bu ziynetleri Almanya'da iken kasada muhafaza edilmek üzere davalıya teslim ettiği tanık anlatımları ile kanıtlanamamıştır. Davacının dava dilekçesinde ve delil listesinde sair delil demek suretiyle yemin deliline dayandığının kabulü gerekir. Davacıya ziynetlerin elinden alındığı hususunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu ziynetler yönünden davanın kabulü doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/747, K. 2011/6344, 12 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama