KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7625 E., 2011/13018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı ve davacılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle, önalıma konu payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece ... ve ...'nın davasının kabulü ile 721 ada 1 parseldeki davalı payının iptaline, davacılar adına tesciline karar verilmiş, ... tarafından açılan bu parsele yönelik davanın reddine, 720 ada 5 parsele ilişkin açılan davanın da davalı paydaş olmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ve davalı tarafından 721 ada 1 parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1- Davacı ...'in temyiz itirazları yönünden;
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer paydaşlara bu satılan payı, öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Dava konusu taşınmazdan davalı 17.08.2007 tarihinde pay satın almış, davacı ... 20.05.2009 tarihinde dava açarak önalım hakkını kullanmıştır. Yapılan satış davacıya noter aracılığıyla bildirilmediğinden, iki yıllık yasal süre içinde açılan dava süresindedir. Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle öğrenmeye nazaran davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması, TMK.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Davalı vekili yargılama sırasında, dava konusu parselden 1986 yılında davacılar tarafından kendilerine haricen pay satıldığını ve zeminde de yerin ayrılarak o tarihten beri kullanıldığını ileri sürerek, eylemli kullanımın tespiti için mahallinde keşif yapılmasını istemiştir.
Mahkemece davalının bu savunması sonuca etkili olmadığından araştırma istemi reddedilmiş ise de davalının bu savunması üzerinde durularak, eylemli paylaşım yapılıp yapılmadığının araştırılması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7625, K. 2011/13018, 24 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama