KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7728 E., 2011/12540 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kiralananın hor kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Davacı, davalının tahliyesinden sonra delil tespiti raporuyla belirlenen hor kullanma bedellerinin ödetilmesini istemiştir. Davalı hor kullanma bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
BK.nun 266. maddesine göre; Kiracı, kiralananı ne halde tesellüm etmiş ise, sözleşmenin sona ermesinde, o halde ve mahalli adete tevfikan geri vermekle mükelleftir. Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde kiralananın kiracıya badana ve boyası temiz teslim edildiği tahliye halinde de, projeye uygun olarak ve temiz teslim edileceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede kiralananın tahliyesi sırasında davalı tarafından verilen 1.000 TL'nin de, kira alacağına karşılık verildiği belirtildiğinden, açıkça davacı tarafından hor kullanmadan kaynaklanan haklarından vazgeçilmediğinden, davacının hor kullanma nedeni ile ve kiralananın tadilatı için gerekli süre yönünden tazminat talep etme hakkı vardır.
Ne var ki BK.nun 266/2 maddesi gereğince kiracı, kira sözleşmesine uygun kullanım neticesinde kiralananda meydana gelen eskilik yahut değişiklikten sorumlu değildir. Taraflar arasındaki sözleşmede, kiracının normal kullanımdan doğan eskime ve değişmelerden de sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kiralananın tahliyesi esnasında, kiralananın projeye uygun temiz teslim edileceği şeklinde sözleşme maddesi normal kullanımdan kaynaklanan eskimelerin de kiracı tarafından karşılanacağı anlamına gelmemektedir.
O halde, somut olayda davalı kiracı, sadece ve ancak, kira süresi içerisinde kiralananın hor kullanılması nedeniyle oluşan zararlarla sınırlı olarak kiralayana karşı sorumludur. Dolayısıyla, hor kullanma iddiasının ileri sürüldüğü eldeki davada, yerel mahkemece öncelikle bu yön üzerinde durulmalı, kiralananda varlığı saptanan hasarların hor kullanım sonucunda oluşup oluşmadığı belirlenmelidir.
Delil tespiti raporunda kiralananda mevcut hasarlar tek tek açıklanmış ise de meydana gelen hasarlar yönünden hor kullanmadan (her hasar için ayrı ayrı açıklanarak)kaynaklanıp kaynaklamadığı belirtilmemiş, sadece zararı ve giderilmesi için yapılacak masraf belirtilmiştir. Özellikle davalının kiralananı kullandığı süre ve kullanım amacı gözetildiğinde bazı hasar kalemlerinin mutlak surette hor kullanmanın varlığını göstermekten uzak bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ise, yine değinilen yönlerde herhangi bir açıklama içermemekte, davacı tarafından yaptırılan onarımların ve tadilatların maliyetini içermektedir.Mecurda, onarımlar yerine yenilenmeleri gerekli kılan hor kullanımın nasıl gerçekleştiği, hususunda da rapor bir açıklık taşımamaktadır.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda, öncelikle, delil tespit raporunda varlığı belirtilen hasar kalemlerinden her birinin hor kullanım sonucunda mı yoksa normal kullanımdan dolayı mı oluştuğunun ayrı ayrı belirlenmesi, normal kullanımdan kaynaklanan hasarlar var ise, Borçlar Kanunu'nun 266/2. maddesi uyarınca ve tersini öngören bir sözleşme hükmünün de bulunmaması karşısında, kiracının bunlardan dolayı tazminat sorumluluğu bulunmadığının gözden kaçırılmaması,
hor kullanmadan ileri geldiği saptanan hasarların her bir kaleminin onarımı için gereken masraf tutarı ile bu onarımın yapılabilmesi için gereken sürenin ne olduğu konusunda, dayanakları gösterilmiş ve denetime elverişli şekilde bilirkişi görüşünün alınması, ve ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesidir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7728, K. 2011/12540, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama