KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7962 E., 2011/12736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu 202 ada 11 No’lu parselde bulunan 8,9 ve 10 No’lu bağımsız bölümlerin 1/3’er payı ... adına kayıtlı iken adı geçenin 04.03.2010 tarihinde söz konusu bağımsız bölümlerdeki paylarını toplam 28.000 TL bedelle davalı ...’ya satması üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı, önalıma konu payları davadan sonra 14.07.2010 tarihinde diğer paydaş ...’e satmış, davacı ise seçimlik hakkını kullanarak davayı ...’e teşmil etmiştir. Mahkemece, el değiştirmeler arasındaki kısa zaman dilimi, değer farkı ve akrabalık ilişkisine göre davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek ilk satış bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının HUMK. nun 186.maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu nedenle davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Önalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir.
Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur.
Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya konu 202 ada 11 No’lu parselde bulunan 8,9 ve 10 No’lu bağımsız bölümlerin 1/3’er payı ... adına kayıtlı iken adı geçenin 04.03.2010 tarihinde söz konusu bağımsız bölümlerdeki paylarını 28.000 TL bedelle davalı ...’ya satması üzerine 09.07.2010 tarihinde işbu dava açılmış, bilahare önalıma konu paylar davalı tarafından 14.07.2010 tarihinde 51.000 TL bedelle ...’e satılmıştır.
Usulü işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK’nun 186. maddesi gereğince dava yeni paydaşa yöneltilmiştir. Davacı satışın kötü niyetle ve yüksek bedelle yapıldığını iddia etmiş olup, davacı bu iddiasını kanıtlamak zorundadır. Ancak davacı bu konuda tanık dinletmemiş, tapu kaydı ve akit tablosu dışında bir delili olmadığını bildirmiştir. Davalı tanıkları ise ikinci satışın 51.000 TL bedel üzerinden yapıldığını belirtmişlerdir.
Bu durumda davacı, kötü niyet iddiasını kanıtlayabilmiş değildir. Davalılar arasında hala-yeğen ilişkisi bulunmakta olup kısa sürelerle yapılan el değiştirmeler ve bedel farkı tek başına kötü niyetin kanıtlanmasında yeterli değildir. Mahkemece davacıdan ikinci satış bedeli üzerinden önalım hakkının kullanılıp kullanılmayacağı sorulduktan sonra oluşan duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7962, K. 2011/12736, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama