KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8055 E., 2011/12547 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ihtiyaç nedeni ile tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalının, temyizinin süresinde olmadığından bahisle temyizin reddine karar verilmiş ise de; Davalının, karar tebliğ tarihinde ceza evinde tutuklu olduğu, Tebligat Kanunun 19. maddesi gereğince, davalının evinde kardeşine yapılan tebligatın bu nedenle usulsüz olduğu, davalının da kararı, 19.05.2011 tarihinde öğrendiğini beyan etmesine göre T.K'nun 32. maddesi nazara alındığında, 26.05.2011 tarihinde yapılan temyiz talebi süresinde olduğundan, mahkemenin 30/05/2011 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçildi.
Tebligat Yasası’nın 19 ve Tebligat Tüzüğü’nün 25.maddesi gereğince, “tutuklu ve hükümlülere ait cezaevi adresine çıkarılan tebligat bizzat kendilerine yapılır. Bu tebliği, hükümlü veya tutuklunun bulunduğu cezaevi veya müessese müdürü, bunlar da yoksa orayı idare eden memur temin eder. Tebligat bu kişilere yapılamaz. Tebligat hiçbir zaman hükümlü veya tutukludan başkasına yapılamaz”.
Olayımızda ise; Davalıya gönderilen dava dilekçesi ekli duruşma gününü gösterir davetiye, davalının cezaevinde tutuklu bulunmasına rağmen, aynı konutta oturduğundan bahisle eşinin imzasına tebliğ edilmiştir. Bu durumda dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatine ilişkin davalıya yapılan tebligat geçersizdir. Mahkemece davalıya dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken,taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8055, K. 2011/12547, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama