KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8155 E., 2011/12977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, çeyiz ve ziynet eşyalarının iadesine ilişkindir. Mahkemece davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalı ... hakkındaki ziynet eşyalarına yönelik talebin reddine, çeyiz eşyalarına yönelik talebin kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere ve davalılardan ...’ın 23.8.1998 tarihli senetteki kefaletinin adi kefalet niteliğinde bulunmasına göre davacının davalı kefil hakkındaki red kararına ilişkin temyiz itirazları ile, davalı ... hakkındaki aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının davalı ... hakkındaki ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise duruşmalara katılmamış, yazılı savunma yapmamıştır. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de
mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını veya götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayımıza gelince, davacı tarafından düğünde takılan ziynet eşyalarının davalıda kaldığı, defalarca istenmesine rağmen verilmediği beyan edilmiş olup, gerek dava dosyasında gerekse de taraflar arasındaki kesinleşen boşanma dava dosyasında dinlenen tanıklar, tarafların kavgalı olarak ayrıldıklarını, davacının dövülmüş halde baba evine geldiğinde üzerinde hiçbir ziynet eşyası bulunmadığını, yüzünde morluklar olduğunu beyan etmişlerdir. Bu durumda müşterek haneden fiili şiddete maruz kalarak ayrılmak zorunda kalan kadının ziynet eşyalarını yanına alma fırsatı bulamayacağının kabulü gerekir. Mahkemece talep edilen ziynet eşyalarına yönelik istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8155, K. 2011/12977, 24 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama