KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8555 E., 2011/13592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, ziynet ve ev eşyalarının iadesine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, bir kısım ev ve ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmazsa ev eşyası bedeli olarak 9.960 TL'nin, ziynet eşyası bedeli olarak 2.223 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacı kadının, davalı koca tarafından ...'deki düğüne gitmek üzere evden götürüldüğünü, ekli listede bulunan ev ve çeyiz eşyaları ile ziynetlerinin davalıda kaldığını belirterek aynen iadelerini mümkün olmaz ise bedellerinin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı vekilinin talep ettiği bir kısım ev ve ziynet eşyalarına ilişkin talepleri kabul etmiş, fazlaya ilişkin davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının kabul ettiği eşya ve ziynetlere ilişkin davanın kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın ziynetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır.
Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Aynı şekilde davacı, dava dilekçesinde ekli listede yazılı davalı tarafça kabul edilmeyen bir kısım ev ve çeyiz eşyasının (B harfi ile gösterilen bölüm) davalı ve ailesi tarafından davacıya hediye edildiğini savunmuştur.
Davacı tarafça bu eşyaların davacıya ait oldukları ya da davalı tarafça davacıya hediye edildiklerine ilişkin yazılı belge sunulamamıştır.
Bununla birlikte dava dilekçesinin deliller bölümünde her türlü delil ibaresinin bulunması karşısında, davacının yemin deliline de dayandığı kabul edilerek mahkemece, reddine karar verilen ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı, reddedilen eşyalar yönünden ise bu eşyaların davacıya ait olduğu ya da davalı tarafça davacıya hediye edildiği hususlarında davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8555, K. 2011/13592, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama