KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8712 E., 2011/13355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine, davalı borçlunun itirazının bulunmaması üzerine, davacı icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuş, mahkemece davalıya ödeme emri tebligatının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden bahisle istemin reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligat Yasası’nın 21 ve Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi gereğince muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti azası, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tutanağa yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazıp imzalaması gerekir.
Borçluya gönderilen 13 örnek ihtarlı ödeme emri 13.12.2010 tarihinde "Tebliğ adresine gidildi, muhatap tebliğ saatinde evde olmadığından ve tebliği haiz kimse bulunamadığından Tebligat Kanunu'nun 21. inci maddesi uygulanarak muhatabın kapısına iki nolu haber kağıdı yapıştırılmıştır. En yakın komşusuna haber verilmiştir. Tebliğ evrakı muhtara teslim edilmiştir.
Komşu isim ve imzadan imtina etmiştir.'' şerhi ile tebliğ edilmiş ise de, beyanına başvurulan komşudan sorularak borçlunun adreste bulunmama nedeni tespit edilmediğinden ve tutanağa yazılmadığından yapılan tebligat usulsüzdür.
Ancak, dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmesi ve duruşmaya gelmese de vekili olan Avukat Elif Yerebakan tarafından vekaletnamenin sunulması üzerine davalı borçlunun ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü öğrendiğinin kabulü gerekir.
Davalı borçlunun öğrenme tarihinden sonra tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürüp, tebliğ tarihini düzelttirmediği gibi, süresinde de itirazda bulunmadığından 13.12.2010 tarihinde yapılan tebligat geçerli hale gelmiştir. Bu nedenle icra mahkemesi ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü kendiliğinden nazara alamaz.
YHGK.nun 30.3.2005 gün ve 2005/6-190-220 ve 28.09.2005 gün ve 2005/6-518-518 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Kesinleşen takip üzerine yasal sürede ödemede bulunmadığından borçlunun temerrüdü gerçekleşmiştir. Mahkemece tahliyeye karar verilmesi gerekirken, istemin reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8712, K. 2011/13355, 30 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama