KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8785 E., 2011/13164 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir
Olayımıza gelince; Davalılar vekili yargılama sırasında sunduğu 11/02/2009 tarihli dilekçesi ile fiili taksim iddiasında bulunarak taşınmazın önceki paydaşları arasında fiilen taksim edildiğini savunmuş, yerinde yapılan keşif sonucu alınan fen memuru bilirkişi raporunda taşınmazın hissedarlar arasında fiilen üç kısımda kullanılır vaziyette olduğu belirtilerek rapora ekli krokisinde de bu üç kısmı A,B ve C harfleri ile göstermiştir.
Taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Davalı taşınmazın önceki paydaşları arasında fiilen taksim edildiği savunmasında bulunduğuna göre bu husus üzerinde durularak davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taşınmaz üzerindeki binaların davalıların taşınmazı satın almasından sonra yapıldığı rızai taksimin kanıtlanamadığı belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8785, K. 2011/13164, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama